___________________________________

Bir ulkeden digerine, kac surat kalir geride?
”Hem mutlu oldugun yeri terk etmek ne demek oluyor arkadas ” diye sormazlar mi adama?

Sordular…
Cevap, yok…

Fazladan bir gece daha konuk oldum, Sahand ve ailesi ile, cok sevdik birbirimizi.Gun icinde, Tebriz’de dolandik durduk arkadaslarla… Sehriyar isimli buyuk sairlerinin evini ziyaret ettim.Anlatilacak o kadar sey var ki Tebriz’de…

Sadece, Sehriyar’dan bir dize yazayim :

” Bir men olum birde sen
Bize basga kim lazimdi göresen
—–Men bir yamac olum bir düzen olum
—–Sen düzen icinde acan ag lalem
—–Men gece senin icin yanan sam olum
—–Sense etrafimda süzen pervanem
—–Bilirsenmi o demde ne isdiyirem
—–Bir men olum birde sen
—–Bize basga kim lazimdi göresen ” Sehriyar.

Dahasi… Dostum Hamed’ in ” Ayriliq cok cetin ” demesi bir aksam vakti, Tar ustadi Amir Bey’in bana birkac dvd hediye etmesi (azeri muzigi, cogu klasik), sonra yaptigim italyan yemegi ile tam doymayan ama cabami ve lezzeti taktir eden, kokca bir oda dolusu dost… Mehdi’ler falan… Yok yok ! cikamayacagim isin icinden.Olaydiniz yanimda, anlardiniz, anlatma cabamin bosunaligini…
Azeri bir kadinin, farsi gozlerine bakmak mevzusu apayri… Sona ile tanismalisiniz…

Sahand’larda son kahvaltiyi yapip ve anlatip ‘ Kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi oldugunu ‘
Dustum yola…

Bir trafik var ki Tebriz’de… Gordugunuz gibi en soldaki araba bos, benim Mavi Bulut ile gecmem gereken yer, taksi ile park etmis aracin arasinda kalan minik bosluk.

 

Gectik gectik… Tehran yolundan, Sarab’a donecegim.Oradan da, tam gaz Astara, Iran – Azerbaycan siniri.

 

Iran’da sort ile yada bermuda ile dolasmak yasak.Hatta hapis cezasi oldugunu duydum, alkol bulundurmak ise 3 ay hapse bedel… Bu sebeple sarap falan icemedigim gibi, bir de taytin ustune esortman cektik.Ama pacabandi yok.Hani sponsorlar karsilarlar ya boyle seyleri, ah dedim 🙂 Tuh ki ne tuh 🙂 Nazim Ustayi ya da yolumu (ikisi de ayni sey ) pazarlasaydim biraz, boyle kocaman sIkIntIlar cekmezdim 🙂 Ya da dur yahu 🙂  Paca – band ‘i hmm

Koli bandi 🙂 her eve lazim.Ayrica insani ahlakli kiliyor 🙂

Devam ettim, yolda olmanin ve tekbasinaligin verdigi keyiften ve ogretileri saya saya kafamda, bir de baktim, rakim yuksekmis epey.Karlar falan gormeye basladim yol kenarinda… Az ama, temiz bir serinlik var…

 

Dogu, hep boyle sert gorunmustur bana ve kocaman bir cekicilik barindirir… Aklima Tasdelen ile yaptigimiz Mugla-Izmir-Van turu geldi… Hey gidi hey… Tasdelen cok sever boyle cografyalari… Epey andim dostumu…

Benim parmaklarimdaki bir rahatsizliktan dolayi, sicak-sogukani hava degisimlerinde parmak uclarima kan gitmiyor.Ordaki kilcal damarlar daraliyormus.Falan filan… Istemeye istemeye, zorla kullandigim uzun eldivenlerim de pek is gormedi bu ayazda…

 

Iran hala kendini hissettirmekte… Siyahlara burunmus kadinlar.Ki saklayacak hic birseyleri yok eminim…

Aklima bir Sunay Akin siiri geliyor boyle manzaralar gorunce :

 

Beyazperde
Artıyor kara çarşaflılar
yurdumun her köşesinde
neden olacak
siyaha boyanıp
kadınlara giydiriliyor
yıkılan sinemalardan
geriye kalan
onca beyaz
perde!

Sunay Akın

Bir kucuk kasabadan geciyorum… Yagdi yagacak yagmur.Aklimda da hemen hemen hicbir sey yok…

 

Bir yagmur basladi sonra… Yavruum yagmurrr, yag beee ! dedim surdum.Derken, yine her evin gereksinimi cop posetlerinden bulundurmaktayim yanimda, ruzgar’i yagmuru gecirmeyen kiyafetler yerine (hem ruzgarsiz ve yagmursuz bir ten, ne kadar tendir ki ? )

 

Yolda karsilastiklarimla muhabbetler ederken, en son, ‘Nereye gidiyorsun’ diye soruyorlar bana, Sarab’ diyorum 🙂 Bir gulusmedir ki sonra 🙂 meger son 30 km yi yanlis yolda yitirmisim 🙂

Aslinda, dusunulesi cok sey var yasama dair… Mesela : nedir yahu ‘ Yanlis yol ‘ tamam cevap bulduk diyelim, peki bir yolun yanlis mi dogru mu oldugunu nereden bilebiliriz ki, o yola girmeden? Su assagidaki fotograf, ‘Yanlis yol’ dan bir fotograf 🙂

 

Boyle yanlis yola can kurban 🙂 Manzaralarin tadini cikarta cikarta ‘Dogru yol’ a dondum ( ister misiniz, bir de Dogru Yol nedir diye tartisalim 🙂 o kadar felsefeye vakit yok simdi )

 

Fars alfabesi kullaniyorlar genelde… Sarab yolunun da Latincesini yazmamislar, e ben de canimin cektigi yere surdum tabi.Neyse… ‘Gunes diger memleketlere giderken’ ( hep battigini soylerler, sonra yasami gunlere, aylara ve yillara bolerler, inanmayin yahu boyle seylere 🙂 ) Gunes oyle guzel yol aliyordu ki, kendi yolumdan caydim bir an icin.

Bir tepe kestirdim gozume, surdum, yuku ile birlikte Mavi Bulut’u en yuksek tepeye…

 

 

Cadirimi kurdum hemen.Boyle guzel gunes olur mu? Olmaz mi? Bu manzaraya ve sol tarafima  dusn bir de siir okunmali dedim… Once kendime okudum… Sonra dedim ki kendime, bencilligin sirasi degil Feyyaz.Sizin icin de okudum o siirden bir kisim.Vidyoya cektim… Takip eden ‘kisi’ sayisi, oyle binlerce falan degil, ki olsun da istemem, 20-25 yurekli insan var 🙂 onlarin yuregi genistir… Oyle saymakla da bitiremeyiz hani…
Neyse, tepe vidyosunun linki :Iran’in Tepelerinde Siirler Okunur

Sahand’in annesinin benim icin hazirladigi poseti bir de actim ki ! Bir kus sutu eksik 🙂

 

Gunluk tutmayi becerememisimdir hic… Komik gelmeye basladi, sozcuklerin ustune tarih atmak falan… Artik  bir gunce tutmamaya karar verdim.Sadece yazmak istedigim zaman yazdim bu geceden sonra.Yalniz sunu paylasmak isterim ; bu gecenin sabahinda, ne yazmisim biliyor musunuz deftere ;

” Allahlar gibi uyandim bu sabah ”

Sabahin sonrasi, ne kadar onemli olur ki artik?

 

Gunler uzun burada… Kamp yapa yapa gittim… Gunes ve Ay’in sarkilarina sahit oldum bolca…

Astara’ya inis kismina geldik yolun.Hep bahsediyorlardi ; cok guzel yol, 35 km lik kocaman bir inis var falan diyorlardi Tebriz’deki dostlar.O yoldan bir kare ;

 

Karadeniz dogasina benziyor buranin dogasi… Bol trafikli ve nemli bir yoldan yaptim inisi… Epey tehlikeli cunku kocaman tirlar da iniyor bisikletin yanindan.Ve bisikleti kullandigim kisim, hep bombeli yol yani ziplaya ziplaya iniyorsun.Her kilometrede arkama bakiyorum bisikletin romorku benimle geliyor mu diye 🙂 Zaten hatirlarsiniz, kaynak yaptirmistim Tebrize giderken.Sunu soylememde fayda var; uzun yolculuklarda bu romorklar cok kullanisli.Yalniz benim romork ince demirden, el ile  yapildigi ve test edilmedigi icin boyle catlamalar vs oluyor.

Indim duzluge nihayet…

 

 

Portakalli ve ekmekli bir menuyu mideye indirdikten sonra, sehir merkezine dogru surdum…

 

Hala Iran sinirlari icinde oldugum cok belli dimi trafikten 🙂

 

Neyse… Gunler sonra ilk kez otelde kaldim.Ucreti yaklasik 15 dolar.Aslinda en az 2 gun dinlenmem lazim vucudun topralanmasi icin, ayrica farkli yemekler yemeliyim.Ama, biraz daha sIkmam lazim disimi, Baku’ye kadar otelde kalmak yok’ diye diretip, ertesi gun sabah hemen Azerbaycan sInIrIna gittim.

Sinirdan gecerken, bisikletimi kurcalayanlari, catik kaslarla, rusvet istiyen polisleri ‘konsolosluga telefon etmek istiyorum’ diyerek atlattim ( neymis efendim, yuruyerek gecmiyormusum, bisikletle geciyormusum.Dedim sen ver hele bana telefonu’ zaten sofradan yari ac kalkmisiz, birde rusvet mi verecegim )

 

Neyse, epey kapidan ve merakli ve biraz da kizgin bakislarin arasindan, gectim Azerbaycan sInIrIndan.

Polislerden farkli olarak halk biraz daha kibar ve gulumseyisler icinde ‘simdilik’…


Yollar gayet guzel… Trafik desen , o da oyle… 300m lik bir toprak parcasini geciyorsun, dil – din  ve bakislar, o kadar degisiyor ki… Urkuyor insan, insanin ‘sahip olma’ tutkusundan.

 

Yolda giderken, yanimda kosan cocuklari cok goruyorum… Onlar, kask aynamdan uzaklasmaya baslamadan, sizin icin bir vidyo cektim

Azerbaycan’a giderken, cocuk karşılaması VİDEO

Cocuklari, yeni dostluklari, o kucucuk kask aynasindan izlemek oylesine zor ki !

Dustuk yola… Bile bile… Taaa 10 yasinda…

Yavas yavas Baku levhalari gorunmeye basladi.Heyecan icindeyim, sarkilar ve sicak insanlar bulmak umudu ile pedalladim.

 

Bir aksam, kurdum cadirimi kuytu bir bahceye… Ama nasil yorgunum… Km saatim yok ama, ortalama 120 -130  km ilerleyebildigimin farkindayim mecburen, ruhsuz tabelalardan dolayi.

Neyse, cadirin onunde barbunyami yuvarlarken, bir amca geldi. ‘Eve gidelim, yagis yagacak bu aksam’ . Sagol amca, iyiyim boyle.’ diye karsilik verdim.Bakti bakti gitti.Daha sonra biri daha geldi.O amcanin ogluymus… Aciyan gozlerle bakiyor bana bir coban… Saniyor ki rezalet cekiyorum 🙂 Neyse israr etti ama ben tesekkur ettim musafir olma durumuna karsilik…

Dedi ki ; ‘sana org calarim’ 🙂 Dedim ki; bilader su cadirin kaziklarini cikart hele 🙂

Gittik eve… Coban bir aile… Bahceleri var kucuk, biraz da hayvan… Aksam Hazar denizinden bir balik ile odullendirdik midelerimizi.Sonra gectik baska bir odaya. Islam adindaki genc dostum org calmaya basladi bana.Ben tabi heycanla ‘Reshid Behbudov – Nezaket Teymurova – Alim Qasimov ‘ falan dedim, ‘ taniyor musun onlari’ Islam bana bakti bakti, dedi ki ; ” Burda daha cok kalmalisin abi ” 🙂

 

Su soldaki yatak var ya, iste o benim 🙂 Ve sabah oyle guzel uyandim ki orada… Anlatamam yahu…

Sunu ayrica belirtmek isterim, sair 10 soz hisseder, 5 soz yazar , 1 soz soyler… Yolculuklardan size arta kalan, bu 1 soz gibi iste.Anladiniz siz 😉

Sabah kahvaltidan sonra (ama ne kahvalti, sadece mutlulukla degil ask ile dealakasi vardi nerdeyse, yufka ekmekler, koy yumurtalari falan)

Islam dedi ki ‘ idman yapalim’ Yuruyus iyi olur dedim… bir indik ki asagiya, bizim Islam kendine spor salonu yapmis. Spor yapmaya bir turlu firsat bulamayan ama spor salonlarinda isimleri yazan dostlarima selam olsun 🙂

 

Bir terk edis daha yasandi yasanacak… Canimin burnunda ‘aptallik’ .Hani Metin Altiok bir siirinde diyor ya ; ”yuregim dalindan dustu dusecek ” aynen oyle iste… Sorgusuz sualsiz bana kapilarini acan, adimi sorman ‘ac misin’ diyen bir aileyi daha, aptal kask aynama mahkum etmek zor olacak…

Ama yol iyidir” diyip, dusmekten baska care yok, yola…

 

Islam Mavi Bulut’a binmek istedi… Hemen izinledim.Islam’in Mavi Bulut ile turlayisini izlerken, Islam’in cocuklugu, benim cocuklugum, Ipek Bebekler… Dusun dusun durdum… Bir an ayildim dusuncelerden, baktim ki, yukten dolayi benim romorkun ince demiri dayanamamis, cokmus assagiya…

 

Fotografin ustune yazdim.Normalde kancali olan demirin hizasindan neredeyse 7-8 cm yukarda duruyor.Bu demek oluyor ki; ayvayi yedim !

Hemen dur” diyorum Islam.In hele bakalim suna…

Romorkun kirilan yerlerini kaynatmak lazim, aksi taktirde 30 km daha gitmez… Ellerimi basima koyup kara kara dusunuyorum.Derken Islam hemen koyun ‘Bilirkisi’lerini cagiriyor yardima ;

 

Bakiyorlar ediyorlar.Arada bana laf atiyorlar 🙂 Moralim duzeliyor sayelerinde biraz…

En yakin tamir ettirebilecegim yer Baku. Baku’ye var 110 km kadar.Amcalardan biri Baku’ye gidiyormus.Ama kaynakci bulmam konusunda yardimci olamayacakmis.Bindik gittik neyse…

Baku’nun girisinde inip, bir taksi ile aktarma en yakin ve ucuz otele goturmesini istiyorum beni…

Arkadas ! Baku’ye girmemle, zaten delik olan cebimin yanmasi bir oldu.Biraz afalladim, kocaman yapilari ve ucuz benzin kokularini duyunca.Attim kendimi otele 25 dolar kadar… En ucuzu bu… ve oda da tek kalmiyorsun.Ha ayrica, buyuk olay oldu Mavi Bulut’u otele sokmak.Neymis efendim pismis ! Ulan koynumuza alip yapmiyacagiz ya ! Neyse…

Kaynak isini bir sekilde hallettim.Sagolsun taksici Rafael yardim etti.Sehri gezmek istiyorum, ama bu pahalilikta 1 geceden fazla kalamam, ayrica her yer beton ! Mavi Bulut’ile onca luks arabanin arasinda dolasmak da pek akil kari degil. Derin bir nefes alip, Rafael ile, az bir para karsiliginda beni dolastirmasini istiyorum.O da zaten arkadas canlisi.Tamam diyor.

 

Suratim pek gorunmuyor yukardaki fotografta ama, canim da cananim da sIkkIn.. Ne bir ezgi duyuluyor sokaklarda, ne de gulumseyen insanlar var.Iran’dan cikmisim sanki, avrupanin bir sehrine kondurmusum bedenimi…

Dur ‘ diyorum Feyyaz ! Daha yeni geldin, biraz daha bakin hele etrafa…

olmuyor arkadas ! Rafael de Baku’de yasayan biri olarak aciyor agzini yumuyor gozunu…

Once, Londra’dan getirtilen arabaladan ve bu arabalara, sirf gosteris icin odenen 30 000 Euro’dan bahsediyor.Anlattigina gore, 2000 tane satin alinmis ve bazi taksicilere satilmis.Taksiciler calisip arabanin parasini odemeye calisiyor.Sokaktaki insanin cebinde 10 Euro var yok.

 

Dedik ya, ‘gosteris’ icin diye.Sadece Londra taksileri degil, cevrede kocaman kocaman binalar var.En buyugu, ruha en cok dehset vereni (bana gore) su altta fotografi olan cicek desenli yapi ;

 

Neredeyse butun arabalar Alman arabasi.Marka vermiyim simdi… Ama anladiniz siz, en buyuk iki marka iste… Bu arada, hani Londra taksisinin oldugu yer var ya, orasi Eski Baku.Ve Rafael’in dedigine gore ‘satilmis tarih’… Eski Baku’deki tarihi binalar, avrupalilara satilmis yuksek fiyatlara… Hazar’a signayim diye gidiyorum kiyisina ; parfum kokulariyla karisik petrol ‘fiyatina’ burunmus Hazar…

 

Nasil etsem? diyorum kendi kendime… Kadinlar diyorum sonra, belki onlar sehrin rutubetini yok ederler rengarenk bakislariyla… Ama nafile… Guzel gozleri kocaman camlarin ardina saklamak biraz adet olmus burada…

 

Rafael ‘in guzel bir hanimi varmis evde, en azindan yemek yiyelim diyor beraber… Tamam diyorum… Gidiyoruz, lafliyoruz biraz…
Bu sehri hemen terk etmem lazim diyorum icimden… Ve otele geri donmeden once sokakta Rafael’i beklerken, bir kareye tutuluyorum…
Gunum kurtuluyor ;

 

Cocuklar ve onlarin fakir mahallelerinde deterjan kokan giyecekleri olmasa, dunya daha kotu bir yer olurdu sanirim…

Acik soylemeliyim ki, Azerbaycan, cobanlari haric, buyuk bir yozlasma icinde ve asla yeniden gidecegimi sanmiyorum… Paralari dolardan yuksek olabilir ama, sarkilarini kaybetmisler usta…

Sizin icin sectigim, geneli eski sarkilari dinlerken siz,

Ben sabah erkenden yola dusecegim,

Yeni bir ulkeye, Gurcistan’a dogru…

 

 

30 comments

mustafa yiğit

Bravo Feyyaz.Ne güzel fotograflar,yazıyı zevkle okuyacağım.

Recep Alçamlı

Şahane. Yolun açık olsun tekrar. Kask aynasından çocukları çektiğin videonun linki çıkmamış.

Aldın götürdün yine ruhumu be dostum. Senden haber almak inan çok mutlu ediyor beni. yazılarını dört gözle bekliyorum , hergün bakıyorum birşey karalamışmı diye… fotoğraflarındaki yüz ifaden ruh halini hemen belli ediyor.. Belli ki Bakü’yü hiç sevmemişsin.. e bende sevmedim.. :)))

Romorkun sanırım elçilik önündeki fotoğrafını görünce ne kadarda aşağıda duruyor dedim kendi kendime 🙂 bir kaç fotoğraf sonra kırıldığını gördüm. 🙂 Ne yazıkki sana denemek için yaptığım romorku verebildim 🙂 Daha hafif olsun diye ince borudan yapmıştım.. demekki ince borudan olmuyormuş.:) Bu romork ile yolunu sağ salim bitibilirsen söz sana sapasağlam bir romork yapacağım… Yolun hiç bitmesin.. Sevgiyle

Mehmet Tavacı

Teşekkürler 🙂 Attığın her pedal yeni umutlar uyandırsın kalbinde .

Aydın GÜNAYDIN

Yazının ikinci kısmını sabırsızlıkla bekliyordum ve fırsat bulup yayınlamış olman çok güzel. Yazılarını ve turunu takip etmek keyif verici. Yolda yaşamış olduğun her anı sanki ben yaşamışımcasına kendime yakın buluyorum. Yolda bir mutlu an hissetğinde bende mutlu oluyorum yolda bir sıkıntı yaşadığında bende yaşamış gibi oluyorum. Mavibulut ve sana selamlar. Yollar yoldaşın, Nazım şiirleri arakdaşın olsun.

artık bir tutuku ve bir alışkanlık oldu senin yolculuğunu okumak dostum! yolun her daim açık olsun

” Şair 10 söz hisseder, 5 söz yazar , 1 söz söyler? Yolculuklardan size arta kalan, bu 1 söz gibi iste.Anladiniz siz ” diyorsun ya Feyyaz … Biz razıyız bizlere arta kalan bu bir söze yeter ki senden olsun. Gürcistan ‘a senden sonra biz gideceğiz yakında ,pedalla.İlk izlenimleri senden bekliyoruz heyecanla…Dostlukla.

sevgili feyyaz ara uzayınca kaygılanıyoruz biraz.ama yazılarını şiirlerini çekimlerini ve hepsinden önemlisi gülen gözlerini gördüğümüzde yola devam diyoruz seninle beraber.yüreğinin götürdüğü yere.sağlıcakla…

Keyifle okuduk yazdiklarini Feyyaz,anlatimin cok samimi her zamanki gibi:)) Gurcistan yolun acik olsun! Bir sonraki haberlerini de dort gozle bekliyoruz, saglicakla git Nazim’a…

Nazım, Şeyh Bedreddin destanında Karaburun yiğitlerinin Edirne sarayında damızlanmış atların nallarıyla eşilmesini büyük bir acıyla anlattıktan sonra şöyle der; “tarihsel, sosyal, ekonomik şartların zaruri neticesi bu. Deme bilirim, o dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim fakat bu yürek o bu dilden anlamaz pek, o hey gidi kambur felek hey, hey gidi kahpe devran hey, der ve teker teker, bir an içinde, omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri, yüzleri kan içinde, geçer çıplak ayaklarıyla yüreğime basarak; geçer Aydın elinden Karaburun mağlupları” ama onlar bu destanı hayata geçirmeselerdi ezilenler ezildiklerinin farkında bile olmayacaktı. Sen de bu yolda bizi farkında kılıyorsun, Nazımca…

Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda HÜRRİYET;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
GİT GİDEBİLDİĞİN YERE…
Orhan Veli
bu şiir yeterli gibi 🙂

selam.anılarım canlandı seyehat damarım kabardı (gerci hic indigi yok ya).ozenerek ve takdir ederek izliyorum.ben karayoluyla gidiyorum.bisikletle gidenlere cok ozeniyorum ama benim harcim degil.orta asya genelde pahalıydı (2005 de gitmistim) ama 25 dolar ortak odada cok yuksek.gurcistan o zamanlar daha da pahaliydi.moralini bozma ama tiflis o bolgenin en guzel sehri.sabahları cok guzel ve ucuz (yemek ucuz oluyor genelde) boreklerini unutamiyorum.azerbaycan-gürcistan sınırı epey daglık zorlu yoldu ama simdi yapilmistir umarim.yolun acik sans seninle olsun.nazım’a coook selamlar.

Timukan Karaca

Cok begenerek okudum , o kadar icten ve ince noktalara dokunulmus ki …
Gurcistan yolunu bekliyorum ..:)

Azerbaycan senide hayal kırıklığına uğratmış Feyyazım. Bakü de bende kadınlarının gözlerine kendimi kaptırmış rüya alemine girmiştim. Ülkedeki pahalılığı görünce de ayılmıştım. Yolun açık olsun

Tuğba Laçiner

“sair 10 soz hisseder, 5 soz yazar , 1 soz soyler? Yolculuklardan size arta kalan, bu 1 soz gibi iste” demişsin. “Anlayın işte” demişsin. Öyle güzel anlatmışsın ki. Anladım ben. Senin kadar cesur olmadığım için kendime söylendim.

Eglenme gonlunu karartan yerlerde, ac yelkenlerini bilinmeyen guzelliklere.

feyyaz kardeşim
yolun hep acık ve esenlik dolu olsun urfada beraber olacagımız gunler yaklaşıyor biz buralarda hep bildiğin sıradanlıkların içinde çırpınıp duruyoruz ne diyeyim çocuk aşkolsun sana selamlar sonsuzca

birBULUTolsam

İslam’a ve ailesine selam olsun..!

Sevgili Feyyaz ne güzel de anlatmışşın,sıcacık, samimi, içten. hele fotoğrafların arasında güzel ve karalı gözlerini görmek farklı bir şey…yola devam diyorum. sağlıcakla

Yol güzel. Gönül konulan yolda yolculuk güzel. Ne güzel!
Ufak bir destek.
http://img59.imageshack.us/img59/1362/turafisi.jpg

Azerbaycani 1 gunde anlayan nadir insanlardansiniz. Mutsuzlugumuzu kirli paralarla yapilmish hic bir modern yapit gizleye bilmez. Umutsuzlugumuz Hazarin siyah renginde sakli.

Saygilarla.

Bana en sevdiğin sözcük hangisi diye sorsalar gitmek derdim. Hani öyle iş yapılan seyahatlardan ya da tatil niyetine kapanılan otellerden bahsetmiyorum. Doğaya gitmekten, dağlara veya başka memleketlere gitmekten bahsediyorum. Öyle rehberli filan değil hani. Özgürce, gönül rehberliğiyle çıktığın bir yolculukta yolları aşmak, memleketlerin makyazsız sokaklarında dolaşmak, tarihi taş yapılarda değil de insaların yüzlerinde aramak…

Can Yücel’in;
Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.
Ama olsun… istemek de güzel.

Şirinin aksine isteyip de gitmek?
Biz daha senin gibi sınırları aşamadık, ama senin gibi insanları görmekten mutluyuz.
Yolun hep açık olsun.

kıymetli kardeşim
supriz bir şekilde telefonla sana ulaşmak çok mutlu etti beni rahat popolarının uzerinde oturup hamasi laflar ve teoriler vede allı pullu laflar edip iş pratiğe gelince dunyadaki en tembel hal alan turkiyedeki insanlara bence bu kadar emek verip herşeyin otesinde insanlaşmanın ve insan olmanın ne olduğunu kendi çapında ortaya koymanın sınırsız bir espirisi olması gerek umarım bu toplum bu uğraşının espirisini anlayacak bir kaliteye ulaşır ben herşeyin ötesinde seni en kalbi duygularımla selamlıyorum pedalına kuvvet

Dostum ne yazayım bilemedim şimdi. Dünyanın her noktası ayrı güzel, yeter ki doğal olsun. Koca binaların olduğu yerlerden kaçmak her zaman iyi gelmiştir bizlere. O nedenle kaç, durma oralarda… Yolun ve izin açık olsun…

Sevgilerimle…

a.fuat guvenc

şairim ;
zifiri karanlıkta gelse şiirin hası,
ayak seslerinden tanırım !
ne zaman bir köy türküsü duysam,
şairliğimden utanırım…
Abdal ‘dan alıntı…

kayhan ozogul

sevgili feyyaz yolun açık olsun bayıldım müzik seçimlerine bu arada

gokhan topsakal

Azerbaycan ın ezgilerinin yarattıkları gördüklerinle baltalanmış gibi azıcık… muhtemelen ezgilerini anacağız bundan sonra sadece=)

bi de payımıza düşenlerle ilgili de gönlünün bolluğuna güveniyorum..

bi kitap okuyorum bu aralar..bi de senin yazdıklarını… beni bunaltan şeyin duraganlık oldugundan emin olmak üzereyim sayenizde…
boğaz’a her akşam aynı mükemmel noktadan bakmanın niye yetmediğini de idrak ediyorum…
“ayrı”lık dahi “aynı”lıktan hayırlı gibi…

feyyaz abi ban Astarada sany chok bakladim ama san nedan bani aramaden,banimechon sizinla tanish olmak chox kolaydi,sizin yazilarini oxoyeb va sizi bir bouk ensan oldogonoze doshondm.yolonoz achek olson abi,gormadik sizi angak sizdan va sizin adinizdan bana bir hatira kaldy…

KARDEŞİM BAKÜ CANDIR YA 🙂 AZERBAYCANA DOĞRU GELSEN HABERIM OLSUN. BİSİKLET TUTKUNUYUM VE AZERBAYCANDA YAŞIYORUM TÜRKIYEDE OKUYORUM EN BÜYÜK HAYALIMDEN BİRİ BİSİKLETLE EVE GİTMEK 🙂

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>