Evvet… Antalya il sınırlarlarına giriyorum…

Göçek geçitinden geçiyorum.O sıcakta 35 kg tırman babam tırman…

Fetiye göründü.Şu adalar çok güzel yahu 🙂

Şu meşhur Fetiye’yi bir de biz görelim…

Muğla Bisiklet Topluluğu’nun kurucularından Hakkı Can Demirel, yani Can abi benim için Fethiye Spor Klübü ile bi rüşme yapmış, onlarda saolsunlar hemen yer ayarladılar.Akşam futbolcu arkadaşlarla birlikte kaldım.Hehheee önce beni yeni oyuncu sanmışlar 🙂 sonra durum böyle böyle dedim 🙂 gülüştük.Aşağıdaki genç arkadaşlara gelince, onlar Fethiye Spor Kulübü’nün minikleri.Mavi Bulut dikkatlerini çekiyor 🙂 çok tatlılardı 🙂

3000 km olmuş… Vay be… Düşünüyorum da neler neler sığdırmışım bu 3000 km’ye.

işte Ölüdeniz… Mükemmel.

Bu turun amaçlarından biri de ‘tercihler’ yani nerde daha mutluyum, çadırda barbunya konservemi yemek mi? yoksa güzel bir otelde barbekü partisine katılmak mı? Evet güzeller güzeli Ölüdeniz’de günlüğü 80 liralık Bongalov evlerden oluşan bir otelde kalıyorum.Şımartıyorum kendimi.Bu fotoğraf o otelde İce Tea içerken 🙂

Ölüdeniz kumsalından… Tam bir üstsüzler ordusu var 🙂 heheee hee 🙂

Kaldığım otelin denizle iç içe olan bahçesinde Yoga yaparlarken güneş göyle el salladı bana 🙂

Akşam Ateş Dansı yapan ‘ateşli’ kız… Degmeyin keyfime 🙂

Ertesi gün açık büfe kahvaltımı yaptıktan sonra, gece kumsalda tanıştıgım ve ingilizcesiyle turistleri başımıza saran çapkın dostum Fatih uğurluyor beni.Bu arada arkada gördüğünüz odam 🙂

Ölüdeniz’den Fethiye’ye giderken 7 km bi rampa tırmanıyorsunuz, sonra aynı şekilde iniyorsunuz.Sanırım inerken hızımı biraz abartmışım 🙂 evde denemeyin, bisikletle 81,27 km…

Serkan abinin tavsiyesiyle Saklıkent diye biryere sapıyorum.

İşte hayatımda gördügüm en güzel üçlü 🙂 İncir satıyorlar.Önce geçiyorum sonra yaklaşık 2 km geri dönüp sağ tarafda duran güzel kızın fotğrafını çekiyorum 🙂

Hoooh hoyt 😀 Gavun İçi Dondur-Ma

BAkalım bakalım nasıl biyermiş bu Saklıkent

Koca dağların arasından akan harika bir su… VE ilgiler yine MAvi Bulut’un üstünde 🙂 benle ilgilenen hiç yok yahu 🙂

Zorla giriyorum kareye.Benimkisi tam bir kıskançlık 🙂 bu arada güzel yermiş Saklıkent 🙂

Harika yola devam, Kalkan’a doğru.

Gün batarken Kalkan’a varmak üzereyim 🙂

Kalkan göründü 🙂 Tatlı bir yere benziyor.Ama hiç petrol yok sanki 🙂

Akşam yarım ekmek ve küçücük tonbalığından başka bir şey bulamıyorum.Zaten bir tane petrol vardı orayada rica minnet sızıştım 🙂 Ertesi gün sabah yatımın en tatlı yollarından birini daha geçtim.Kalkan-Kaş arası yaklaşık 20 km sahil kenarından mükemmel ada manzaralarıyla gittim…

KAş 🙂 burayı da merak ediyordum doğrusu.

Of ki ne Offff tam 6300 m rampa… TAnrıdan diledim bir kara KAŞ’ın aman aman 🙂

Kaş’ı görüyorsunuz 🙂 harika bir yer ama kocaman yüklü bir bisikletle rampalarını çıkmak zor yahu 🙂

Waaav işte 15 km lik hayvan gibi bir iniş.Fotoğrafı çektikten sonra biraz salsa yaıyorum kendi kendime  🙂

Yukarıdan seralar görünüyor… Aşağıya bir iniyorum… Demre’deyim.

Bir şeker kız daha… diger kızdan farkı, incir satan küçük kız aksam sofrasına 1 ekmek daha koyabilmek için meyve satıyor,bu şeker küçük kız da sıkılmış meyvenin suyunu pipetle içiyor.Bu iki kız bana bir hayat dersi örnegi sunuyor istemeden ‘bu dünyada eşitlik diye bir kavram yok,insan bireysel bir varlık ve hayatın getirdigini yasıyor’ .Size üçüncü ahıs olmak zorunda olan bir kızdan daha bahsetmek istiyorum ki uçurumu anlayalım hep beraber, kim mi o… Afrika’da susuzluktan ölmemek, yasayabilmek için idrarını içmek zorunda olan bir küçük kız çocugu hayal edin…

Finike’ye geldim…

O akşam dümdüz yoldan epey bi gitmişim 125 km civarı.Kumlucanın çıkışına vardım.Zaten Opet den geldi.Hemen kurdum çadırımı.Sabah ilk gördüğüm şey şu tabela, 9 m lik çıkış… peh, gerimi yatsam aceba.

Of. Yine kahredici bir görüntü.Olympus yanıyor, günlerdir söndürememişler.Canım yanıyor…

Kemer’e giriş yapıyorum.Hava nasıl sıcak… Ögla yemeği yemek istiyorum 🙂

Yemekden sonra ikindine doğru bu fotografı çekiyorum.Düşünün saat 16:00 gibi 46 dereceyse, saat 13:00 gibi kaç dereceydi hava…

İnanılmaz susuzluk çekiyorum.Hemde öyle böyle değil… Al sana bir ders daha.Su gerçekten hayattır.Antalya göründü ama su istiyorum artık.

Fotoğrafı çekip ilk gördüğüm benzinlikten 1.5 L su alıyorum.Yahu ölecektim susuzluktan…

Antalya’da Kipa’yı buluyorum.Çadırımın fermuarı bozuldu, ayrıca termus almam lazımdı, çünkü duyduğum kadarıyla, Gazipaşa’dan sonra hep benzinlik yokmuş hem market.Neyse Kipa’dan yeni çadırımı ve 750ml lik bi termus aldıktan sonra Alanya’ya doğru devam edip hava kararmak üzereyken bir petrolde konaklıyorum.Aşağıdaki bu fotoğraf ertesi günün ilk fotoğrafı.Ve 30 küsür gün sonra ilk kez Mersin tabelası görüyorum 🙂 hey gidi günler… Amma yer gezdim yahu 🙂

Çok geçmeden Manavgat’a giriyorum 🙂 sanırım bugün Alanya’ya varıcam ve 1 günlük dinlenme yapıcam.Alanya Antalya arası 138 km 🙂

Yok deve ! demeyin günde 206 km yaptıgımda oldu.İstanbul bölümüne bakabilirsiniz 🙂

Ve Alanya… Saat 3 gibi varıyorum Alanya’ya.En ucuz otele kendimi atıp doğru denize 🙂 sanırım bu tempo beni öldürecek 🙂

Otel Helin’de kalıyorum geceliği 30 lira, havuzu falan çok güzeldi ama. Bir gecelik dinlenmeden sonra yükleniyorum yükümü ve Gazipaşa’ya doğru devam…

Güzel manzara…

Gazipaşa’ya giriyorum.Ve orada çok dandik bi petrolde kalıyorum.Akşam biraz alem yapıyorum kendime.Müzik falan.Zaten hiç eksik olmamıştır müzik 🙂

Ertesi gün Mersin İl sınırına doğru devam…

Hava da bi garip bugün…

Mersin’e doğru devam… Uffff koca bir tur bitmek üzere sevinsem mi üzülsem mi bilmiyorum?

 

10 comments

Serdar Demircioğlu

Sizi gerçekten tebrik ediyorum. Yaşımın daha küçük olmasına rağmen bisiklete olan tutkum büyük. Bende Bursa/İnegöl’de 1 kaç büyüğüm ile beraber amatör olarak bisiklet kullanıyorum. Okulum olmasından dolayı fazla bisiklete binemesem bile biraz daha büyüdüğüm zaman bende küçük bir tur yapmayı düşünüyorum. Ve sizi tekrar tebrik ediyorum.

keske feyyaz böyle qessem
xD

Harikasın Feyyaz.
Tüm bu yazıları sen daha yazar yazmaz okumuştum, GPA3 te seninle tanıştıktan sonra bir daha okuyayım dedim… 🙂
80 tl lik bungalow 30 tl lik otel, bazı günle para harcamaktan hiç çekinmemişsin anlaşılan. 🙂

Ahmet S. Özenir

Feyyaz Bey, dün başladım serüveni okumaya bugün bitirebildim. Tabii karayolları haritasından takip ederek. Yıllardır hedefim olan gezinin içten anlatımı ve başarılı fotoğrafları. Elinize ayağınıza sağlık. İlk fırsatta yaşamak istiyorum. Paylaşım için çok teşekkürler. (Gazipaşa-Mersin arasına ait sayfada sanıyorum bir sorun var, açılmıyor.)ASÖ

Feyyaz ALAÇAM

Merhaba Ahmet bey.

İlginize çok teşekkür ederim.Mersin fotograflarını henüz yüklemedim.İnternetten uzaklaşmaya cabalıyorum şu sıralar.

İnsan sadece adım atsın gerisi geliyor.Kendinize fırsatı yaratmanızı öneririm.Çünkü Thoreau nun dedigi gibi _Sizin sectiginiz yoldan başka bütün yollar kaderin yoludur_

Sevgiyle kalın

Helal olsun sana feyyazım.Yakında ben de senin geçtiğin yerlerden geçiceğim.Siten sayesinde geçiceğim yerleri daha iyi kavrıyorum.Teşekkürler…

Feyyaz ALAÇAM

Sevgim ve yüregimle. Ne kadar yardımcı olabildiysem o kadar mutlu oldum 🙂

Även om Marmaris är en trevlig turistort och även större stad, så skulle jag själv nog välja att åka till Icmeler, lite mindre stad men ändå fylld av fart och glädje och både stränder och nattaktiviteter.

Feyyaz ALAÇAM

İlginize teşekkür ederim. (Takk for interessen)

Counselor and Field-Lovers: if you missed it, Mark Leibovich had in this past Sunday’s NYT describing point-by-point how Sen Clinton staying in this long has helped, rather than hurt, the O-Man’s candidacy. Well-worth taking the time to read until Field’s next post.

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.