Cusco’dan , aksam otobusu ile aktarma Bolivya’ya giris yaptim.Bolivya’da ziyaret etmem gereken bir yer var.Aylardir hatta ‘yillardir’ da diyebilirim, aklimin en mavi ve hic de kuytu olmayan bir yerinde, yasanmak icin beni bekler durur.

Vallegrande’ye gidiyorum.Ernesto CHE Guevara’nin olduruldugu koyu bulup, bir puro icip Sosyalizmi dusunecegim.

Cusco – La Paz 15 saat, La Paz – Santa Cruz 22 saat, Santa Cruz – Vallegrande kasabasi 6 saat, Vallegrande – La Hiugera Koyu 6 saat. Gitmem gereken yol bu.Uzun gibi gorunuyor fakat, kalbinde ozgurluk sarkilari calan bir kus icin goc etmek zor olur mu hic? 🙂

Nihayetinde vardim.Hemen bir sirin hostel buldum kendime.Sonra dolanmaya durdum Vallegrande’de.

Assagida fotografi olan yer La Vanderia.Ernesto CHE Guevara, La Hiugera koyunde, suursuz asker tarafindan, bir okulun icinde olduruldukten sonra buraya getirilmis.Marifetmis gibi sunulmus insanlara Ernesto CHE Guevara’nin cesedi.

Ernesto CHE Guevara’yi buraya yatirmislar.Ve halk, Ernesto CHE Guevara’nin cesedini gormek icin siraya girmis.Assagidaki fotograf o olay sirasinda cekilmis.

” Insanlar ölür ama idealleri asla” Ernesto CHE Guevara

Yillar sonra, burayi ziyarete gelen Sosyalist, devrimci, idealist, ne derseniz deyin, guzel insanlar iste, Ernesto CHE Guevara’nin yatirildigi bu betonun uzerine bircok not ilistirmisler.

E , bizim de soyleyeceklerimiz var elbet.

Ben yine bir not ilistiriyorum, bu sefer duvara.Cok doldum yillarca. ‘Yasasin Halklarin Kardesligi’ nin cumle dizilimi bagirmak ya da bir Ernesto CHE Guevara fotografini ilistirdigim evimin duvari, sevgili ulkemde sakincali bulunsa da, ya da sadece ODTU’lu ‘bazi’ dostlarin sofralarinda calinan turkuler olarak bilinse de DEVRIM, diplomasina gerek duymuyor insan, ozgurluk naaralari atan bir sarkiya islikla eslik etmek icin. (Datca’daki guzel dostum Ercan, isligiyla yener fasizmi )

La Vanderia ziyaretini bitirip hostelime dondum.Arjantinli birisi gelmis.Adi Mateias.Hemen dost olduk, buaraya gelis sebebimiz belli.Ve iki sosyalistin ayni dili konusmaya ihtiyaci yoktur, cunku ayni yerde dogmusuzdur zaten 🙂

Bizim Mateias, Santa Cruz’a geldigi gun gaspa ugramis.Tum parasini almislar ( bu arada Bolivya’da artik gasp isini bolgelere gore ayirmis gaspcilar.Santa Cruz eyaletinde 3 kardes varmis, soymadik yabanci birakmamislar) Matias’in parasinin disinda, Carango’sunu da gasp etmisler.Carango, guney amerika kitasina has bir enstruman, gitarin kucugu gibi.

Adam muzisyen, suratindan dusen bin parca.Dedi ki, ‘Fernando, para onemli degil, Benim Carangom…’ Icim parcalandi.Yasasin Sosyalizm dedim ve muzisyen dostum Ozdas Eroglu icin aldigim Kena’yi Matias’a hediye ettim.(Kusura bakma Ozdasim, eger Mersin’e donersem, kapina dayandigimda elimde sadece Cumartesi Sarabi olacak)

Matias oyle mutlu oldu ki, hemen bir sarki calmaya basladi.Derken, biz Sosyalistleri bilen bilir, mutevaziyizdir, hemen utaniveiririz.Matias odasina gitti ve Cicuri’sini bana hediye etmek icin getirdi.Degis tokus ettik enstrumanlari 🙂 Ben dedim ki ; Mateias, yahu bu Kena yi bir gitar ya da Carango ile cok rahat takas edebilirsin, gayet kaliteli.Matias’in cevabina bakin ‘ onu sen hediye ettin, yapamam ‘ 🙂

Bir de Fransiz hatun kaliyormus hostelde.Ucumuzun de niyeti La Hiugera koyune gidip, Ernesto CHE Guevara’nin olduruldugu okulu ziyaret etmek.Birkac gun icinde La Hiugera’ya gidecek olmanin heycani icinde oturup yemek yedik.

Mateias tatsiz mi tatsiz bir makarna yapti, Natalia (Fransiz hatun) ev yapimi sarap aldi, ben deniz de masaya cicek almak ile gorevlendirdim kendimi 🙂 Yedigin kuru ekmek bile olsa, masanda cicegin olacak arkadas.

Sonra irmik tatlisi yaptim her zamanki gibi 🙂 Hostel sahibi kadin da Gitarimizi temin etti… Matias Hasta Siempre Comandante CHE Guevara sarkisini patlatti.Benim yuzum mutluluktan dortkose oldu, kalbim ayri guzellesti…

Ertesi gun bir taksi soforu ile anlastik.Yalniz bu o kadar kolay olmadi.

Buradaki insanlarin yarisi sosyalist yarisi fasist.Durum boyle olunca, halimizden anlayacak, bizi kaziklamaya calismayacak bir taksi bulmaya calistik.Hostelde 25 Bolivyanosa kaliyoruz ve normalde 300 Bolivyanos olan yol ucretini ‘bu ne bicim istir arkadas, sadece zenginler mi gidebilecek La Hiugera’ya, Ernesto CHE Guevara ne icin mucadele verdi? zenginler icin mi? ‘ diyip, sosyalist taksici Felix’in kalbinden vurarak  200 Bolivyanosa indirdik.

Bizim Fransiz hatun tam cingene cikti, konustu konustu 180 Bolivyanosa indirdi ucreti.Biz tabi Matias ile birbirimize bakakaldik.Ertesi gun sabah erkenden yola dusecegiz, uzun bir gece olacak 🙂

Sabah 7 de Felix arabasi ile hostelin onunde, ben elimde yanmak icin ‘tutusan’ purom ile kapida, Mateias matesi ile yanimda hazir, Natalia yi bekledik biraz 🙂 Bu kural tum dunyada gecerli arkadas, ‘bir kadini beklemek’ tabi bazen kulaga geldigi kadar romantik olmuyor 🙂

Ruta Del CHE’ yani CHE’nin rotasini takip edecegiz.

Mateias’in matesi, taksici yoldasimiz Felix’in Vallegrande muzikleri esliginde yolu yariladik.Felix’in hoslandigi bir kadin varmis yol ustunde bir rastorantta calisiyormus, ‘ugrasak ne iyi olur’ dedi, tabi yahu dedik 🙂

Restorant Ernesto CHE Guevara resimleri ve sozleri ile dolu.Kendimi bu kadar huzurlu hissettigim bir yer daha olmadi sanirim.

” Bir yalan, hangi amac icin soylenmis olursa olsun, her zaman en kotu gercekten daha kotudur ” Ernesto CHE Guevara

Felix’n kalbini hos ettikten sonra yola koyulduk tekrar.

Ve La Hiugera Koyu.Minicik bir yer olmasina ragmen agir bir yuku tasiyor.

” En onemlisi kabiliyiyetinizi koruyabilmeniz, dunyanin neresinde olursa olsun, her haksizligi kendinize karsi yapilmis gibi hissetme kabiliyetinizi… Bu bir devrimcinin en onemli ozelligidir.” Ernesto CHE Guevara

Koye varmadan inip yurumek istedim biraz.Yoldaslarim da benimle ayni fikirdelermis.Felix koyde bekleyecek bizi.

Ernesto CHE Guevara ve arkadaslarinin Amerika kontakli asker tarafindan tuzaga dusuruldukleri yer burasi.’Yakalandiklari yer’ demedim dikkat ettiyseniz.Cunku yakalanmak icin, bir seylerden kaciyor olmak gerekir.Ernesto CHE Guevara ve arkadaslari bir seylerden kacmiyorlardi.Aksine, o Bolivyali suursuz askerin ailesinin ezilmemesi, hakkinin yenmemesi icin mucadele veriyordu.

Ernesto CHE Guevara’nin grubundan 3 yoldas ( 3 farkli ulkeden 3 devrimci ) burada oldurulmusler.Ernesto’da ayagindan yaralanmis.Ve Bolivyali askere. ‘Ben Ernesto CHE Guevara’yim’ demesine ragmen.Tutulup kohne bir okula goturulmus.

Birkac dakika sonra La Hiugera koyune giris yaptik.

Ernesto CHE Guevara bir doktordu.Diplomali bir doktor… Ama Sunay Akin’in bir siirinde dedigi gibi ;

Dr. CHE
Dünya böylesine güzel
olur muydu yine
diplomasını çerçeveleyip
para kazanma derdine
düşseydi Dr. Che
yüreğini dağlara asmak yerine

Sunay Akın

Ernesto CHE Guevara ‘da soyle diyor ;  ”Ben doktorum..Savaşlara giderken sırt çantamda ya ilaç kutuları olacak,Ya da silah..Ben Silahı seçtim.”

Dunya boylesine guzel olmazdi sevgili Sunay Akin.

Ernesto CHE Guevara, La Hiugera koyunde aziz ilan edilmis arkadaslar.Bunun ustune soz soyleyemiyorum.Ne cektiysek yobazlardan cekmedik mi zaten.Olduren de onlar oldu, kullananlarda…

Sivas katliamini hatirlayin yahu.Madimak Otelini yakmislardi. Bu katliami siz nasil tarif edersiniz bilmem ama, 35 guzel insan… Ofkem kabarmaya basladi, Madimak otelinde hayatini kaybeden Metin Altiok’dan bir siir ilistirmek istiyorum buraya ;

”Aykiri Sevda Sozleri

3.
Kabahatinden daha büyüktür özürü
Yüreğimin aşık olmaktan ötürü.”  Metin Altiok

Ernesto CHE Guevara, La Hiugera koyu yakinlarinda suursuz asker tarafindan tuzaga dusuruldukten sonra  iste bu okula hapsedildi.Okulu muzeye cevirmis uyaniklar.Evet evet uyaniktir Bolivya insani.Cogu, sizi her an kaziklamaya calisir.Muzenin girisi icin kisi basi 10 Bolivyanos (1.5 dolar) isteyen kadina patladim bu sefer.Ne 10 Bolivyanosu yahu.Iyi, hem Ernesto CHE Guevara’ yi olduren suursuz askere alkis tut, hem ziyaretcilerden para iste. Ufak atismanin sonunda ‘ hadi neyse ‘ diyip, 3 kisi icin 10 Bolivyanos odedik, odedigimiz bu parayi da, giris bileti almayip temizlik gorevlisinin aksam masasina koyacagi yemek icin armagan ettik.

Solumda duran kapi orjinal.Fakat Ernesto CHE Guevara’nin kiyafeti sonradan, onu sevenler tarafindan yapilip buraya hediye edilmis.

” Amacımız, devrimci gerçeği, özellikle bu gerçeği çarpıtmak için uydurulmuş bir dilin bütün yapaylığından arındırarak dinleyicilerimize sunmaktır.”  Ernesto CHE Guevara

Insanlar ufak notlar yazmislar kagitlara, ben de ilistireyim dedim.Sonra baktim yazamiyorum.Heycandan olsa gerek dedim once, sonra baktim heycanim , yerini gurura birakmis coktan.Yazamamamin nedenini anladim.Ernesto CHE Guevara’nin yaptiklarinin ustune soyleyecek sozum yoktu.Yine de , hani , boyle insanin bagdemcikleri siser de, ekmek gecerken acitir ya kursagi… Hafif can acisiyla yazdim bir seyler.


Dostlarimin ismini yazmaya basladim notun arkasina.O an, duygu ve inanc yuklu oldugundan kalbim, hepsinin adini yazamadim .Fotografini cektim ama buraya koymuyorum.Benim yuzumden basiniza is gelmesin 🙂 Turkiye’de adami cok kolay fisliyorlar.

2. Puromu yakip, Hasta Siempre Comandante CHE Guevara sarkisini dinledim.Ernesto CHE Guevara’nin oldurulusunu hayal ettim.Tam da burdaydim iste…

Sirtimi dayadigim okulda 1 gece kaldi Ernesto CHE Guevara.Ertesi gun, hemen oldurulmesi emredildi, bir asker kurra ile secildi. Bolivya ordusunda cavus olan Mario Terán, 6 el ates etti Ernesto’nun vucuduna.O kursunlardan birisi guzel kalbine isabet etti ve yoldasimiz daha nice ozgurluk sarkilari yazacakken yoksulun dudagina, oracikta can verdi.

Ernesto celladina, suursuz ordunun suursuz cavusuna, son sozu olarak sunlari soyledi “Buraya beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Vur beni korkak, yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın.” Ernesto CHE Guevara.

Evet, yalnizca bir adam oldurmus oldular yoldas…

Can Yucel 12 Mart döneminde Ernesto CHE Guevara’nin “Gerilla Harbi” ve “Insan ve Sosyalizm” kitaplarinin çevirisi nedeniyle 15 yil hapis cezasina çarptirilmisti. 1974 affiyla özgürlügüne kavustu Can Baba.Simdi daha iyi anliyorum, can babanin su sozunu 🙂

Kalemi bir buket çizdi bir başkaldırı gibi
Kardelen kar beyazın içinden nazik başını uzattı. …
ALIP KIRSALAR DA KALEMİMİ KANIMLA YAZARIM SENİ SEVDİĞİMİ.
(CAN YÜCEL)

Sonsuza kadar kumandan, sonsuza kadar…

Atlayip Felix’in arabasina, Vallegrande’ye dogru yola koyulduk, donus yoluna.Matias ve Natalia’nin suratlarindan anlamlar cikartmaya calistim.Guzeldik hepimiz, genctik… Sadece bir sarkiya tutunmus insanlar da degildik.Kulagini dayasaydi birisi, bizim kalbimize, gurur, inanc ve kardeslik kokusu duyarlardi kalbimizden.

Hostele donduk.Son yemegimizi yedik arkadaslarla.Matias ve ben deniz bir sure daha buradayiz, Natalia yarin ayriliyor.

Ertesi gun Natalia’ya YENECEGIZ selami yapip otogarda, Santa Cruz’a yolcu ettik onu.Matias ve ben , elimizde mate, hostelin gulleri olduk rasmen 🙂 Iki adam dusunun, birisi Turkiye’den gelmis Bolivya’nin koyune, birisi Arjantin’den. Ben her daim mutlu, Matias her daim enerjik.

Hostelin avlusunda Mateias’a Sirtaki dansi ogretmeye calisirken, hostel sahibinin, penceresinden bizi izleyip kahkaha atmasini nasil anlatsam ki size 🙂

2 Arjantinli sosyalist daha geldi hostele.Hemen kaynasildi, muzik dedik.Durun dedim, benim muzisyen dostlarimin bir vidyosu var onu izleteyim size… Hayran kaldilar.Vidyoda Yetis ve Ozdas , Egemen, Duygu ve Gunes (su isimlerin guzelligine bakin yahu) Daye Rojek Te sarkisini soyluyorlar.Ates yaniyor bir taraftan, bir taraftan saraplar yudumlaniyor… Ben gitme telasindayim, aylardan Kasim olsa gerek.

Arjantinli arkadaslar, Ozdas’in ve Yetisin mail adreslerini istiyorlar tesekkur etmek icin.Diyorum ki, durun daha guzel bir fikrim var 😉

Sadece sarki icin tesekkur etmiyorum onlara.Yetis ve Ozdas, 10 kusur yildir, hayatlari sarkilarla gecen, hem asik olup hem ask yasamayi gerceklestirebilen bir cift. Bitmeyen sarkinizi dinlettiginiz icin, yani tanistigimiza memnun oldum dostlar 🙂  Hatta Mucccck 🙂

Kahvalti mutluk verir 🙂  Deneyin bak 🙂

Mutfakta cok vakit gecirdigim icin hostel sahibesi benim odami mutfaga en yakin odaya aldirdi 🙂 Soldaki kapi mutfak girisi, sagda , icinde Ernesto CHE Guevara bayragi olan benim odamim girisi 🙂

Ayrilik vakti.Hostel sahibesi bizi yemege davet etti 🙂 Veee bu kadin, tutmus Matias’a Carango satin almis, Matias havalara uctu 🙂 Arjantine donerdonmez odeyecegini soyledi parasini.

Hostelinin gulleri gidiyor.Bir hostel dusunun Bolivya’da, avlusunda Cihat Askin’dan Ezginin Gunlugu’ne Fikret Kizilok’dan Erkan Ogur’a sarkilar, mutfaginda sabahlari menemen aksamlari  irmik tatlisi 🙂

Yemekten sonra otobusumuze dogru gittik Matias ile.Yine muzik esliginde.

Matias’in Carango’su 🙂 Sarkin dudagindan eksik olmasin dostum.

Vallegrande’yi ozleyecegim… Yaklasik 10 gun kaldim sanirim burada, artik cicekciyi, ekmekciyi ve bilimum yerliyi taniyorum 🙂 Beni gorduklerinde, gulumsedikleri icin cikip cikip dolaniyorum sokakta.

Giorgia vardi ya hani Cusco’da biraktigim Italyan kadin, icten icten cagiriyor beni, sonra, hani Sili Santiago’da otostop sonrasi tanistigim Carlos ve ailesinden de mesaj var.Carlos demis ki ” Fernando, evimize mutluluk getirdi” hemen hergun telefon aciyormus Amerikada’ki kizi Natalia’ya, tabi Natalia’da bana ingilizce mesajlar atiyor haliyle.’Fernando, Cikolata ailesi seni cok ozlemis’ Ne yapsam? ‘ sorusu ile basbasa kalinca ‘YOL’ diyor kalbim.Ama Sili ya da Peru’ya degil… Ben tabi kalbimin hizmetkari,   Paraguay’a gidiyorum… Yeni bir ulke, yasanacak yeni guzellikler…

Vallegrande’den 6 saat sonra Santa Cruz a ulastim, acilen otogara gidip Paraguay’in baskenti Acuncion’a bir bilet aldim.Yolculuk yaklasik 22 saat surecekmis 🙂 Assagidaki fotograf bir otobus firmasinin ofisi 🙂 size sadece ‘Inanc Turizmi’ desem mesaji alir misiniz 🙂

Gece vakti Bolivya cikisi icin indik otobusten siraya girdik.Bolivyali polis Turk Pasaportunu gorunce bi ukalasti.Sorun cikarticak belli.Pasaportumun sayfalarina goz atti yavas yavas, Peru Vizesini gorunce ‘ Peru neden vize istemis senden” dedi, soyledigini anladim ama Ingilizce konusur musunuz lutfen dedim.Adam tek kelime ingilizce bilmiyor.Ispanyolca konusmaya devam etti, neden Bolivyaya geldin dedi.Yahu bunu giriste sorman gerekmez mi arkadas.Resmen benimle dalga geciyor.Neyse, ben parmagimla Bolivya cikis muhuru vurmasi gereken yeri gosterince Trencilooooo dedi 🙂 Sakin ol bakalim dedi yani 🙂

Iyiki Ispanyolcam cok kotu, yoksa iki kelam edip, geceyi Bolivya nezarethanesinde gecirebilirdim.Neyse muhuru basti bizimki.Yola devam ettik.

Belki 20 defa otobusu durdurdu polis, hem otobusun icini hem bagajlari yuzeysel kontrol edip durdular.Kokain ariyorlarmis.

Geldik sinira, Paraguay girisine.Butun bagajlari ortaya dizdiler.Once bir kopek ile kontrol ettiler, sonra basladilar butun cantalari didik didik aramaya.

Simdi butun esyalari sacacaklar dedim. Sira bana geldi.Kucuk cantami actirdi polis.Size konusmayi aynen yazayim 🙂

Polis – Mariuana kullaniyor musun?

Ben – Hayir, ben sigara bile kullanmam.

Polis – Peki bu Puro ne buradaki?

Ben – Onu Ernesto CHE Guevara’yi anmak icin aldim.3 tane idi, birini Cusco’da birini Ernesto CHE Guevara’nin olduruldugu La Hiugera koyunde ictim.Bu sonuncu, Paraguay icin

(Fotograf makinemin pil haznesini, sozlugumun sayfalarini bile aradi bu sirada)

Polis – Devrimci. Ernesto

Ben – Ve cok iyi bir insan oldugunu dusunuyorum, bir cok halkin ozgurlugu icin mucadele verdi ‘Hasta Siempre Comandante’

(Suratimda hafif guclu bir ifade uyanmaya basladi)

Polis – Sosyalist misin?

Ben – EVET !

Devamini yazmayayim 🙂 belki aleyhimde delil olarak kullanirlar.Ama anlatirim size daha sonra 😉

22 saatlik yolculugumuz, 25 saati buldu, Acuncion a vardik.10 dakikada rahatsiz oldum sehirden.Hayat kadinlari, sokak kenarlarinda kusan insanlar… Hemen bir otele yerlesip, ertesi gun bir otobusle aktarma Del Este’ye gececegim.Brezilya sinirindaki Paraguay sehri.

Sabah otogarda aldim solugu, ilk otobuse atladigim gibi yola dustum.Otobus camindan bir sehiri tanimaya basladim.

Otobusun verdigi minik molada iceriye bir kiz cocugu girdi, bacagimin ustune bir not ve iki seker birakti.Hadi hayirlisi dedim ve dokunmadim sekere.Kiz cocugu butun yolculari dolasti.Biraktigi kagitta ailesi icin yardim istiyor.Geldi, avucunu acti, hic adetim degildir ama birazcik da saskinliktan bozuk para verdim cocuga… Sokaklarda luks arabalar, yanlarinda ayakkabisiz cocuklar.

Bir otobusun penceresinden… Fotografta tarif ettim zaten ‘olani’ ve ‘olmayani’ cok bir sey soylemek istemiyorum ustune.

7 Saat kadar sonra Del Este’ye ulastim.Sokaklarda dolanmaya durdum.Ve assagidaki fotografi cektim.Futbol oynayan iyi giyimli, hafif gobekli cocuklar.

20 metre ya gittim ya gitmedim, bir tablo ile karsilastim ki…

Adaletine yandigimin dunyasi…

Icimi dolduran huzun canimi acitmaya baslatti bu adaletsizligin karsisinda… Birden, dogustan engelli bir cocugun yanindan, kosarak gecme utanci ile karsi karsiya kaldim sanki.

Hayat ve yol devam etmeli’ye cikti kapi.

Daha buyuk bir heycanla yollara dusmek zamaniydi.Ve beklenen an geldi iste sonunda.

Yola bir yoldas ile devam etmeye karar verdim…

Karsinizda… Yeni yoldasim GPA 🙂

Brezilya’ya gidiyorum 🙂

Ozgurluk sarkilariyla 🙂

Bolum Vidyolari :

http://www.youtube.com/watch?v=RVmplc-VH8A ( Sarkidaki Fernando De Chile kismina dikkat 🙂

http://www.youtube.com/watch?v=EuJq9w9R3go (Matieas’dan dostlara bir sarki)

http://www.youtube.com/watch?v=h266mLr1ec4  ( Turkiye, Fransa ve Arjantin’de  dogumus, Vallegrande Bolivya’da bulusmus 3 sosyalist 🙂

 

23 comments

İlker Ergün

Feyyaz…dostum 🙂 Sen sıradan değilsin. Bunu ne zaman anladım biliyor musun ? 2 resimden:
birincisi müzisyen çiftin isimlerini kağıda yazdığın ” gracias ” fotoğrafı.
ikincisi yeni yoldaşın ” GPA ” 🙂
yoldaşınla tek yürek olup, yolların tadını çıkarman dileklerimle
cyclomaniac :))

www.ozlemduramazdede@mynet.com

CANNNIM BENİMMMM.EWWET KAHVALTI MUTTLULUKTUR:)SEN GEL BİR ÇİÇEKTE BEN KOYARIM MASANA:)))SEVGİYLE:)))

🙂 kave falımı sana msj attıgımda “yok artık!Yok artık!” yamıştın.Bu her aklıma gelgidinde dua ettim.Bisekletine kavuşmana ne kadar sevindigimi anlatamam.İyi yolculuklar kalbi özgürlükle dolu insan 🙂

Delice Zeytin

Belkim
Bir ‘delice zeytin’di

Aynı kahvaltıdaydık…

Ama kavanozdaydım ben
O ise
Başkasının tabağında

İçindeki
Çekirdek
Olmak vardı
Oysa…

Sevgili Fernando ,Hayallerin gerçeğe şiir gibi dönüşüyor.
Bisikletin çok güzelmiş GÜNEYAMERİKA PEDALLARIMIN ALTINDA

Mustafa Özkara

Feyyaz, yazını tek solukta okudum. Okurken hüzünlerden sevinçlere savrulmamak elde değil. Adaletsizliğin o güzel kıtaya girdiğini tüm çıplaklığı ile görmek ne denli hüzün verici benden çok daha iyi biliyorsun. Ama Ernesto’nun anılarına sahip çıkmak ve senin gibi bir dostun oralarda olduğunu görmek harika. 🙂 Bu boğulmuşluğun içinde senin yaşadıkların içimizdeki külleri alevlendiriyor. Ve tabi ki, GPA’ya kavuşman çok güzel.
Kendine çok iyi bak,
Yürek dolusu sevgiler…
Son olarak “Gracias Companero” 🙂

a.fuat güvenç

Bir hostel dusunun Bolivya?da, avlusunda Cihat Askin?dan Ezginin Gunlugu?ne Fikret Kizilok?dan Erkan Ogur?a sarkilar, mutfaginda sabahlari menemen aksamlari irmik tatlisi

usta seni anladıkça az yapmışım az yaşamışım diyorum kendi kendime .ama iyiki seni tanımışım.tek sorunum sık sık gözlerim yaşarıyor seni izlerken.bir iki üç diziyorum şarapları datça kayalıklarına çok iyi bildiğimiz dillerde eşlik etsin diye ıslıklarımıza.sevgiyle kal…

Simpleman Thelasthero

sen git adam
biz seninle öğreniyoruz
ve her bilgi bütün hazinelerden daha değerli

sen git adam
öğrettiklerinle gülüyor ve ağlıyoruz
bütün insanların olduğu gibi gülmek de ağlamanın kardeşi

sen git adam
biz seninle gidiyoruz her yere
bunun için sana teşekkür ederiz…

yoldaş yol hikayelerin çok güzel. Kalemin sağlam (Küçük bir not: Derslerde bizlere denildiki ”Yüreği sağlam olmayanın kalemi de sağlam olmaz.” Burada en çok Che’nin faşistler tarafından vurulup naaşının segilendiği yer ve fotoğraflar beni çok etkiledi. Ve şöyle dedim:”Orada yatan asla Che değildi. Orada sen, ben, diğer insanlar yattı. Biz vurulduk. Yarınlarımız Che’nin vücudunda katledildi ve gururla sergilendi.” O karelere kilitlenip kaldım. Karışık bir duygu… Ve tüm yolun hikayesine bakınca tekrar dedim ki: ”Yoksulluk ve sefalet bir kader değil, sadece suskun kalmanın bir bedelidir” Sevgiyle kal:))

Son fotoğrafı gördükten sonra blogu takip etme kararı aldım 😀

Bir solukta okuduk yazdıklarını. Yolun açık olsun güzel dostum.Seni seviyoruz unutma sakın.

“Başını koyduğun yer beton değil,kalbimizdir yoldaş!”

Slogan gibi olmuş..sanırım bu sözü bir kaç yerde kullanacağım.Senden alıntıladığımı da ekleyerek tabiki:)

Bisikletin çok güzel.seninle İyi bir yoldaş olacağından hiç kuşkum yok.

sevgiyle kal dostum.

kahvaltı fotoğrafında seni fidele benzettim 😀

erğün bayındır

feyyaz kardeşim yazılarını okurken inanki çok duygulandım CHE le ilgili bhölümü müthiş yazmışsin yüreğine sağlık

Tutsak Türk Elleri ve onun Osman Batur gibi binlerce şehidi dururken, Zenci Lumumba?ya, Hoşi-minh?e, Mao?ya destan düzenlere lanet olsun…Işçi gündeliklerini hayatın en mühim meselesi haline getiren sokaklara lanet olsun!

Herkes bir şiir, bir söz yazmış. Bende bu topraklar için dökülen kanlara ithafen Nihal’in sözlerini yazayım dedim. Bolivya dağlarında serserilik yapan Che’nin sözleri gani gani yazılırken, bir Nihal’in sözü çok gelmez umarım.

Feyyaz ALAÇAM

Farkliliklar iyidir… Nasil kafalar oldugunu gorup, kendi inanclarimin ve nasil bir yolda oldugumun farkina variyorum, hafif bir gurur kapliyor icimi. Nihal ve gibi-lerinizin bayraklari, suslenmek icin kana ihtiyac duyarken, dunyanin baska yerlerinde, el sIkIsmak icin – paylasmak icin, bir “merhaba” yetiyor…

Tavsiyede bulunamam size… Kulaklariniz da, dusunceniz gibiyse…
Tesekkurler.

Bayrakları süslemek için değil, yaratmak için duyuluyor o kan dediğiniz şey, Tıpkı güney amerikadaki günümüz devletleri kurulmadan evvel Marmara Denizini dolduracak kadar kızılderili kanı akması gibi…

El sıkışmadan önce hiç bir insanoğlu “senin bayrağın ne?” diye sormaz…

Paylaşmak tabi ki güzel bir şey, sitenizdeki her fotoğrafa baktım, her yazıyı sonuna kadar okudum, bazılarını ise hususi olarak araştırdım.

Ben; savunduğunuz düşünce ile yaptıklarınızı, el sıkışmalarınızı birbirine karıştırdığıma inanmıyorum. Öyle olsaydı onca yazıyı okumaz, daha ilk sayfada tepkimi dile getirir akabinde de bir daha girmemek üzere sayfayı kapatır, “sık kullanılanlar”a almazdım. Kaldı ki “özgürlük” sayfası altında özgürce bir şeyler paylaşabilmeliyim değil mi ? özgürlük dediğiniz şey sadece sosyalistlere değil takdir edersiniz ki…

Nihal ve gibileriniz diyerek küçük görmek yerine, bu topraklarda doğduğunuzu unutmamalı, özgürlük dediğiniz şeyin bayraklarla sınırlandırılamayacağını söylüyorsunuz iyi hoş da fikirlerle de sınırlandırılamayacağını benimsemelisiniz diye düşünüyorum. Güzel insanlar dediğiniz; elinde tüfekle, bolivya dağlarında gezenler olmamalı. Güzellik bu olmamalı…

Feyyaz ALAÇAM

Duzeyli tartisma icin tesekkur ederim… Siteme, kimin ne kadar girdigi, ne hissetigi, maddi manevi yararsiz benim icin.Istedigim ve suan, birkac plastik parcasina, sirf sizinle paylasimda bulunayim diye dokunuyorum.Sosyal tek gorevim, anladiklarimi anlatmak. ( malesef suan yanimda yatan kadin, uzak gozlerle bakiyor bana, plastikle kurdugum yakinligin sonucu olarak )

Soyle ozetliyim ; “biz sosyalistler” ya da siz “fasistler” diye bir durum yok benim icin.Her insan, apayri bir toplum barindirir, derinliginde.Bazilari, tesadufen dogduklari topraklara, koro korune baglanir, bazilari sadece bir kusun kanadinin sahiplenebilecegi kadar sahiplenir herhangi bir yeri.

Sapina kadar sosyalist bir yasam surmeye calisiyorum, bu beni ilgilendirir.Digerlerine soylediklerimde, agiz dolusu kufurlerimde beni ilgilendirir…
Sizinkiler de, normal olarak sizi…

Ideolojiler tartismak icin yeterli zamanim yok… Tek tavsiyem, yasadiginiz yere, yasadiginiz yerde ogreniklerinize, tutup da baska bir cografya ya da baska bir dusunce uzerinden bakarsaniz.Dogrularinizi kendine kanitlamaniz da, yeni dogrular bulmaniz da, daha kolay ve buyukce olur…

Farkliliginiz icin tesekkurler.
Guzel gunler.

Dediğiniz gibi herkes kendini bilmeli, ben kendimi yeterince biliyorum, sizi de az biraz bildiğime inanıyorum. Yazılardan okuduğum kadarıyla…

Yeni yazılar/seyahatler olacak mı acaba ? ve bu konu hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyim ?

Yazdıklarınız ve yaptıklarınız güzel şeyler…
Bir an yerinizde olmak istedim.Sonra yaşamış olma ihtimali yüksek olayları düşününce bunun için yeterli cesarete sahip olmadığımı anladım.
Umarım bir gün ben de bu cesareti kendimle bulabilirim.
Che’yi oldum olası sevdim,her gördüğümde fotoğraflarını içimden birşeylerin kopup özgürleştiğini hissedebiliyorum.
Haddime değil ama size bir tavsiyede bulunmak istiyorum yoksa rica mı demeli ?
Kürdistan Dağları’nı da gezer misiniz ?
Tüm özgür ruhlar,sosyalistler,ezilmişler,kardeş halklar adına …
Sevgiyle kal Heval,saygılar-selamlar …

Sevgili Feyyaz, önce yüreğine sağlık, yazın oldukça faydalı oldu, bakii sevgi ve selamlar 🙂

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.