Sili’li arkadaslardan ayrildiktan sonra Arjantin sinirina geldim.Sonra bir tir ile otostopla Sili’ye giris yaptim (iki sinir arasi 18 km civarinda). Sili’ye yiyecek sokamiyorsunuz.Butun cantanizdaki yiyecekleri cope bosaltiyorlar.Anlam veremedim…

Neyse Sili sinirindan gectikten sonra 30 dk kadar kimse almadi beni.Baksim beni buraya getiren tir soforu bana isaret ediyor gel diye.Adi Carlos… Yaklasik 70 km kadar daha beraber gittik.Beni Osorno’da bir benzinlige birakti.Aksam seyahat etmememi, sabah devam etmemi soyledi.Tesekkur edip cadirimi benzin istasyonunun bir kuytusuna kurdum.

Sabah erkenden ciktim yola, bir sure sonra Carlos denk gelmez mi yine 🙂 Gece beni biraktiktan sonra anlasmali oldugu istasyona gidip uyumus, atladim tirina, Santiago’ya gidiyoruz,yaklasik 980 km 🙂 Carlos tek kelime ingilizce bilmiyor… Ama cok iyi dost olduk.Ayrica cok mutevazi, ekmek arasi peynirli bir yiyecek satiyorlar giselerde, zorla ismarladim.Senin yolun uzun diyor 🙂 Neyse Devam ettik.Carlos Santiagonun cok buyuk oldugunu ve geceleri cok tehlikeli oldugunu soyledi 100 km kala bir istasyonda cadir kurmak isteyip istemedigimi sordu.Devam et dostum dedim, basmin caresine bakarim 🙂 Devam ettik.Sonra Carlos’un evine geldik, vedalastik.Dur seni karimla tanistirayim dedi 🙂 Karisi sordu bu gece nerde kalacaksin diye 🙂 Bilmiyorum dedim 🙂 Once bahcede kamp atacaktim, sonra Karisi Viviana ve Carlos ile sevgi dilinde bir sohbete giristik… Allende’den Neruda’dan Victor Jara’dan… Onlarin tarihini bilmem onlari pek bi sevindirdi. Cadir olmaz dedi su o dada kalacaksin, burasi senin evin 🙂 Yasasin dedim 🙂 Guney Amerikanin en pahali sehirlerinden birinde , nefis bir aile ile , gercek yerliler ile birlikte kalacagim.Couch Surfing denen paylasim sitesinin anlamini yitirdigi andir 🙂

Ertesi gun pazar kurulacakmis.Dedim ki ben size bir yemek yapayim 🙂 Carlos un esi Viviana ve kizi Carla ile alisverise gittik ( Vidyosu da var)

Bizim mahalle aralarina kurulan pazarlara cok benziyor ama daha senlikli, gitar calan gencler falan var 🙂

Ve duvar resimleri… Alabildigine resim yapmislar adamlar.

Carlos’un teni cok siyah oldugu icin ona Cikolata yada Siyah diyorlar 🙂 Ben Cikolata Ailesi olarak adlandirdim onlari 🙂 Cikolata ailesinin evlerinden birkac fotograf.

Iste Viviana… Duvardaki nu tabloyu gosterip, bubenim diyip guluyor 🙂 Hemen aklima Turkiye geldi… Kapaliligimiz geldi… Ulan bi nu fotograf calismasi yaptim, hem modelligini hem cekimini ustlendim, facebook denen ‘tek’ el altindaki yerde sansurlendik, arkadaslarim bana gucendi kicimi gordukleri icin, sanat ulan iste… Siz uckurunuzdan cikaramadiginiz icin kucuk beyinlerinizi, ne fotografin yansittigi duyguya, ne de bir nu resimdeki golgelendirmeye bakabiliyorsunuz.Yahu hatirlarsiniz belki, Fransiz devriminin simgesi olan bir resim var, resimdeki kadinin gogusu gorunuyor diye bir sanat galerisinde bir grup yobaz gelip resmi kaldirmak istemis ve sonra tas falan atmislardi… Demokraside inandigim bir sey vardir; kimsenin dusuncesine saygi duymak zorunda degilsiniz, ama saygisizlik yapmaya hakkiniz yok.Bana ‘sen Latin Amerikaya gidecek adam degilsin’ diyen insanlar, demokrasi ile ilgili soyledigim seyi bir daha okusunlar…

Ertesi gun Carla’ya. dogdugum emlekette duvar resimlerinin sakincali gorundugunu anlattim.Ve duvar fotgoraflari cekmek istedigimi soyledim.Birlikte dolastik sokaklarda.Bu arada Carla’nin biraz ingilizcesi var.

Bu arada Sili’deki butun kadinlar bu kadar guzel degil, Carla ile dolasirken, o kadar cok erkek laf atti ki… Ama taciz boyutunda degil… Ve hatun, kendisine her laf atildiktan sonra yuzune bir gulumseme ilistirdi… Bu boyle olmaliydi bence…

Belki onlarca duvarin ustune komple resim yapmislar… Bakmaya doyamadim.

Sadece duvarlari cekmedim tabi… Carla’yi da fotografladim.Profesyonel fotograf makinemi bu yol icin satmamis olacaktim ki… Assagida goreceginiz fotograflardan kat ve kat guzel fotograflar cikardi ortaya…

Boyle bir modele denk gelip de, makinesiz olmak cok uzdu beni ama… Kisir dongu iste 🙂

Simdi de Santiago soakaklarindan birkac fotograf

Arjantin’de oldugu gibi, Sili’de dekadin haklari muazzam korunuyor.Polis uniformalari icinde, otoban giselerinde… Kamusal bir cok alanda kadin ve erkegi esit sayida gorebilirsiniz.Eva Peron’un yillar once, kadin haklari ile ilgili yaptigi calismalar cok etkili olmus.Hem Arjantin’de hem Sili’de.

Ve sokaklar… Rengarenk…

Viviana ve Carla bana rehberlik ettiler.Sehir merkezlerini, muzeleri dolasmaktan pek haz almiyorum ama, onlarin tarihlerine duydugum ilgi onlari cok mutlu ettigi icin, beni gezdirdikce mutlu oluyorlar 🙂 E hadi diyorum 🙂

1973’deki ABD’nin kuklasi general Pinochet darbe ile iktidara geldi bilirsiniz.Iste o darbe gununde, Sosyalist Baskan Salvador Allende’nin radyodan halkina son kez seslendigi Baskanlik Sarayi

Salvador Allende’nin darbe sirasinda radyodan soyledigi sozleri ilistirmek istiyorum buraya; once sunlari soylemis Allende;

” Beni dinleyen yoldaşlar: Durum vahim. Silahlı kuvvetlerin çoğunluğunun katıldığı bir darbeyle karşı karşıyayız. Size 1971 yılında söylediğim sözleri anımsayın: Ben ne mesih, ne de azizim. Halkın bana verdiği görevi yerine getirmek için yola çıkmış bir toplum savaşçısıyım. Ama Şili’yi tarihin karanlığına gömmek isteyenler, halkın büyük çoğunluğunun iradesine ihanet ettiler. Kahraman değilim, ama geriye adım atmayacağım. Bilsinler, duysunlar ve hiç unutmasınlar: La Moneda Sarayı’nı ancak halktan aldığım yetki sürem bitince terk edeceğim, Şili devrimini ve halkın iradesiyle kurulan Şili hükümetini sonuna kadar savunacağım. Başka çarem yok. Beni ancak kurşunlarla delik deşik ederek durdurabilirler. Ben ölürsem, halkım yürür yoluna, daha güç, daha zorlu, acılı olur yol. Çünkü halkın karşısına çıkanların şiddet sınırları yok. Onlara bu olanağı ne sunacak, ne de kolaylaştıracağım. Toplumsal devinim, bir yönetici yok edilince yok olmaz. Yavaşlatılır, uzatılır ama durdurulamaz. Yoldaşlar, sükûnetinizi muhafaza edin. Cumhurbaşkanı yoldaşınız, ne halkını ne de görev yerini terk edecek. Hayatım pahasına La Moneda Sarayı’ndayım ve çıkmayacağım.”

Allende, 15 dakika sonra su sozleri soylemis halkina radyodan;

“Uçaklar üstümüzden uçuyor. Bizi tarayabilirler. Ama bilsinler ki biz buradayız ve bu ülkede, sorumluluklarına sonuna kadar sahip çıkan insanlar var. Ben bu sorumluluğu özgür ve demokratik seçimle işbaşına gelen bir cumhurbaşkanının bilinciyle üstlendim. Büyük tarih, baskı ve cinayetle yazılmaz. Bizi silebilirler. Ama yarınlar halkın ve emekçilerin olacaktır. Bu vatanı vatan yapan ilkeleri savunmanın bedelini, hayatımla ödüyorum. Halkım sakin olmalı, provokasyon ve katliama yol açacak intikam duygularına kapılmadan, daha iyi bir yaşam kurma hakkını savunmalı.”

Ve 7 dakika sonra Sañvador Allende’nin radyodaki son sozleri ;

“Size son kez hitap ediyorum. Uçaklar Magallanes radyosunun vericilerini bombaladı.

Bu tarihsel geçiş anında, halkıma sadakatimi hayatımla ödeyeceğim. Ama yüz binlerce Şililinin bilincine düşen tohum ergeç yeşerecek. Onların silahları ve güçleri var. Ama toplumsal ilerleyişi şiddet ve cinayetle durduramazlar. Bu ülkenin geleceğini kuracak gençlere sesleniyorum: Şili’de faşizmin geçmişi uzun. Tüm terörist suikastlar, havaya uçurulan köprüler, yıkılan demiryolları, patlatılan petrol kuyuları onların eseriydi.

Hepsi satin alinmisti, tarih onunde yargilanacaklar.
Az sonra sesimi artık duymayacaksınız. Ama hep sizinle olacağım. Beni vatana sadık bir onurlu insan olarak hatırlayın. Halkım kendini savunmalı, ama feda etmemeli. Vatanın emekçileri, ben Şili’ye ve geleceğine inanıyorum. Başka adamlar, başka insanlar ihanetin bastırdığı bu acı karanlığı aydınlatacaklar. Er geç özgür insanın geçeceği kapıları açacak ve daha adil bir toplum kuracaklar. Yaşasın Şili! Yaşasın halk! Yaşasın emekçiler!
Bunlar benim son sözlerim ve fedakârlığım boşuna değil, satılmışlığa, korkaklığa ve ihanete bir ahlak dersi olacağına eminim”

Tarihlerinden kisaca bahsedecek olursak, benzer senaryolarin bircok ornegini gorduk, Turkiye’de , bircok kez…

Amerikan yönetimi, Salvador Allende yönetiminin iktidara gelmesinden memnun degilmis. Allende’nin Amerikan şirketlerinin elindeki bakır endüstrisini devletleştirmesi ABD’yi daha da kizdirmis.. ABD hukumeti Allende’nin iktidara gelmesini “bu yarımkürede karşılaştığımız en büyük sorunlardan biri” olarak tanımlamis 1970 de yayimladigi bir raporda. Bu sebeple Amerika, Allende’yi devirmek için çalışmalar yapmaya baslamis…

CIA, Allende’nin rakiplerini mali yardım yapmak suretiyle desteklemiş ve Allende’nin seçilmesini engellemek istemiş. Bunu başaramayınca da askeri darbe ile Allende’nin yönetiminden kurtulmaya çalışmis. 16 Ekim1970 tarihli CIA raporunda Şili’de darbe yapılması için çalışmalara başlanması emrediliyormus.

ABD, 1964-1970 yılları arasında Şili’ye yaklaşık 1 milyar $’lık ekonomik yardım yapmış. 1970’de Allende’nin başa gelmesiyle bu yardımlar kesilmiş. 72-73 yıllarında bakır fiyatlarının düşmesiyle bu yardımların kesilmesi birleşince Şili ekonomisinde büyük sorunlar başgöstermiş.

9 Ekim1973’de Nixon ile danışmanı Kissinger arasında telefon görüşmesinde Nixon, darbenin başarıya ulaşmış olmasındaki mutluluğu dile getiriyor ve “darbenin başarılı olması için gerekli koşulları yarattıklarını” söylemis.
Herifin soyledigi lafa bakin ;

“Ülkesinin insanlarının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin komünist olmasına seyirci kalamayız. Meseleler, Şilili seçmenlerin kararına bırakılamayacak kadar önemlidir.” Henry Kissinger

ABD seyirci kalmamis dostlar… Insanlarin kafalarina civiler cakmislar, 80 cm ye 100 cm’lik kutularda, 3 er 3’er tikmislar insanlari, bu kutulara tikilan insanlar sirayla oturuyorlarmis… Elektrikli iskencelere mahruz kalmislar… 7-8 yasindaki cocuklara dahi iskence yapmislar… Bu cocuklarin ailelerine yazdiklari mektuplarin orjinallerini bir muzede okumus bir insan olarak, daha fazla sey anlatamayacak kadar yaralandi ruhum…

Suclari sosyalist olmak, yani esitlik ve kardesce yasama yanlisi olmak, ozgurluge, uretmeye ve paylasmaya inanmak… Kimsenin kopekligini yapmamak… Suclari insan olmak.

Simdi bu yaziyi okuduktan sonra, kendini benimle kiyaslayan , saplantili, baskasinin iyi seyler yapmasini kabullenemeyen insanlar bana cesitli isimler takacak 🙂 Adim gibi biliyorum, ”haaa Feyyaz mi? Bölücü o bölücü, ne gezgin ne bisikletci, ne fotografci, ne sair” Kabulumdur… Istedigikleri gibi dusunebilirler… Bilmeliler ki, oyle kucuk bahcelerinde, bir saksiya sokamayacaklari kadar buyuk bir agacim ben 🙂 Onlarin komplekslerini, cocukluktan kalma psikolojik sorunlarini seveyim ben 🙂  Bunlar da benim dusunduklerimdir.Saygi duymayabilirler, ama saygisizlik yapacak olanin anlini karislarim…

Victor Jara trajedisini anlatayim mi size azcik? Benim icim darmaduman… Paylasmak istedigim olcude paylasacagim.Cok derin izler birakti bana, sozcukler anlamini yitirdi;

Yukarida fotografi olan yer bir stadyum.

Victor Jara, Kizilderili kokenli devrimci bir muzisyen.Salvador Allende’ye ”Yoldas Baskan’ diye hitap edermis.

Darbe gununden bir gun sonra tum Sili’de tutuklamalar baslamis, Allende’nin savunucusu Victor Jara’¡yi da tutuklamislar.

Adi Victor Jara Stadyumu oyarak değişitirilmiş olan Şili Stadyumu (yukarida fotografi olan stadyum) tutuklularla doldurulmus ve toplu kurşuna dizilmeler baslamis…Ve stadyum Victor Jara?nın seseyle yankilaniyormus.Faşist general Albay Mario Menriquez, stadyumdaki devrimcilere işkence ederek onları katletmekle görevlendirilmiş.Ve alay etmek icin, Victor Jara’dan askerler icin bir sarki soylemesini istemis.Victor Jara ” VENCEREMOS ” u (YENECEGIZ) soylemis tum stadyumdaki insanlarla birlikte.Sonra fasist albay Victor Jara’yi yanina getittirmis, insanlari costuran , bu sarkilari hangi elinle yaziyorsun demis.Victor Jara sakin bir tavirla sag elini gostermis… Sonra fasist general, Jara’nin iki parmagini kirmis.

Bir sure sonra, Victor Jara daha parmaklari iyilesmeden, isliklarinda yardimiyla, stadyumdaki devrimcileri costurmayi yani inandirmayi basarmis.Ve fasist albay bu olayi gorunce, stadyumdaki tum insanlarin ustune ates actirmis, Victor Jara’da ustlerine acilan bu ates sirasinda hayatini kaybetmis… (yukardaki fotograf Esitadio Nacional’den bir fotograf.Bu satadyumda da yuzlerce kisiyi gostermelik mahkemeler kurarak katletmisler… Zaten soyunma odalarinda iskenceden kurtulan cok az insan varmis, onlari da idam etmisler)

Victor Jara ve o darbede oldurulen binlerce insandan bir kisminin mezarinin oldugu bir mezarliga gittik Viviana ile.Salvador Allende’nin de mezari burada.Asagidaki fotograf o mezarliktan.Soyle yaziyor, ”Insanlar olebilir ama idealleri asla” Che’nin soyledigi bir sozdur…

Violeta Parra… Sili’li sosyalist sanatci olarak tanimlamak yetmez.Cok daha buyuk birisi, rasim ve heykelle de ilgilenmis.Hatta bilirsiniz belki bir sarki var ”Gracias a La Vida”.Sarkinin hikayesi soyle ;

Faşist Franco döneminde İspanya’da bir idam mahkumunun hücresine Falanjistlerin işbirlikçisi bir papaz girerek mahkuma son duasını etmesini söyler ve sorar;
-Son bir sözün var mı oğlum?

Mahkum yüzünde bir iğrenme ifadesi ile papazın suratına tükürerek haykırır;
-Gracias a la Vida!!! (Teşekkürler Hayat!!!)

Lutfen benim icin bir kez Violeta Parra’dan, Gracias a La Vida ‘yi dinleyin…

Ve Victor JAra’nin mezari.Ilk fotograf, bir diregin ustune Jara’nin bir hayrani tarafindan cizilmis bir gitar resmi

Victor Jara’nin gercek gitari…

Victor Jara’nin gitarinin icine bir not atayim dedim.Ve asagidaki notu yazdim.

E dedik ya basta, dostlarimla birlikteyim diye.Onlarin adini da ilistirdim notun arkasina, mutlaka unuttuklarim vardir.Kusuruma bakmayin.Ama cok ozel bir andi…

Victor JAra’nin 3 gitari var mezarinda, bir tanesinin icine usulca koydum icimden gelen seslerin kagida dokulmus halini…

Burada insanlar sira beklerken bile muzik yapiyorlar… Yok gitarimin akoru yok, aman telim kopacak, aman tirnaklarim cok uzun… Bir cok dosta gonderme yapiyorum bilesiniz.Sanat iste, al koynuna gitarini yat arkadas…

Santiago cok kalabalik bir sehir bu arada…

Assagidaki fotografin anlattigi cok sey var… Burada gencler cok acik, sevgilerini saklamiyorlar… Siz ne dersiniz bilmem ama, birbiri ile opusen iki insan gorunce bir guzellik yayiliyor ortaliga bence… Santiago’nun her 100 metresinde bir cift gorebilirsiniz.Tabi boyle sap olarak dolasiyorsaniz bu durum sizi rahatsiz edebilir biraz ama… ”Onlar ki hep birir yanlizdirlar” diye Soluk Soluga siirinden bir alinti yaparak konuyu kapatayim 🙂

🙂 simdi gulmeyin sakin.Yukarda anlattigimla bu fotografin alakasi yok 🙂 Carla bana rehberlik etti Santiago’da… Arkadaslari ile tanistim.Bu fotografi gecen gece bana muzik ziyafeti verdikleri icin yukluyorum.

Veee Carlos 🙂 Viviana’nin esi, Carla’nin babasi… Cok iyi dost olduk.Fotografi anlatayim biraz.Benim evlerinde ne kadar kalacagfim belli olmadigi icin ve Carlos, dogumgununde Arjantine gidecegi icin, ben bir guzellik yapip dogum gununu kutlamak amaciyla oranin en kaliteli birasindan alip hediye ettim ona.

Elinde de bir tesbih var… Tesbihin hikayesine gelince 🙂 Izmir’deki bisiklet dostum Urim Baba 🙂 Bana ‘ oralarda memleketi ozlersen bununla gideirsin hasretini diye bana bir tesbih hediye etmisti.Ben de bir dosttan aldigim bir hediyeye anlam ustune anlam katmak ve Carlos’a minnettarligimi gostermek icin , Urim Baba’nin tesbihini Carlosa verdim 🙂 Urim Babaaaa, tesbihin, Sili’li bir tir soforunun parmaklarinda dolasiyor… Tekrar tesekkurler olsun senin guzel yuregine 🙂

Bahce ve ev islerine yardim ettim.Sanirim 1 hafta falan oldu buraya geleli 🙂 Ayrilmak zor olacak…

Ve benim gibi sevgi dili konusan Cikolata Ailesi’nin aile fotografi.Pablo Neruda fotografina ve ailenin suratindaki gulumsemeye dikkat edin.Ha bu arada, Pablo Neruda’yi bilmeyeniniz varsa benden anlatmami beklemesin.O benim ustadimdir…Nazim Hikmetin dostudur…

Ilk ispanyolca siirimi yazip, bir sabah gidecegim buradan…

Yola dusmenin guzel tarafi, yeni yuzler yeni hayatlar tanimak, paylasmak… Yolda olmanin kotu tarafi, hep gidecek olmak…

Tesekkurler Cikolata Ailesi, ilerde sosyalist olacak bir bebegin agzindan simdi dusen bir emziktim ben, uflemeden beni cebinize koydunuz…

Yillarca dusundum ‘ Bir insan bir insani neden sever ‘ cevabini burada buldum ‘Neden sevmesin?’

Sirada Bolivya var… Ah benim guzel ruhum, kaldirabilecek mi bu koca yasami ?

Bolum vidyolari ;

http://www.youtube.com/watch?v=m91WREb3HG0  (Santiago, carsi pazar )

http://www.youtube.com/watch?v=AL_YpbceFB4 (Duvar resimleri )

http://www.youtube.com/watch?v=v1xrkg5GSG0  ( Empenadas vidyosu)

http://www.youtube.com/watch?v=Q4kna_CM1gA (SIrada gitariyla bekleyen genc)

http://www.youtube.com/watch?v=kPTl6SIAG1Y  (Carla ve Viviana’dan Jara sarkisi)

 

24 comments

Dünyanın diğer ucunda başka hayatlara dokunmak,

ortak paydalarda buluşmak, hiçbir beklentisi olmadan; sevgi diliyle anlaşmak, gönül gözüyle görmek, yürekten sevmek böyle birşey olsa gerek..

Çoğunlukla sessiz kalsam da fotoğrafların, videoların ve anlatımınla beraber geziyor, biraz daha anlamlandırıyorum hayatı. Teşekkürler.

İyi eğlenceler..

Kimimiz sevmez veda kucaklaşmalarını,
kucaklaşmaya bırakmadan iletmişlerdir sevgilerini
ilk göz göze geldikleri anda,
iletişim zaten fark etmekle başlarmış ki
önemini yitirirmiş sözler, teşekkürler..
Bir şiirdeki el yazısının aktardığı duygular
yetermiş o insanı yaşatmaya..

Dünki kısacık yazışmamızın bende bıraktığı minik suçluluk duygusu ile..

Yazılarını ve resimlerini izlemenin keyfi içinde..

Sevgiler.

Hakan Kayışlıgil

Feyyaz ah Feyyaz, nasıl da dokunuyorsun gönüllere..
Teşekkürler dostum

Beni mutlu ettin, mutluluğun resmini gördüm . Sağolasın çocuk.

yine tuylerim diken diken okudum! ahh feyyaz ahh.

Sevgili dostum,
Bu güzel şeyleri okudukça seninle birlikte bizlerde mutlu oluyoruz.
Bizleri bu güzelliklerden mahrum bırakmadığın için teşekkürler…

Yolun açık olsun ve sıradaki… 🙂

Ayse Yildiz

Amaninnn cok duygusal ama buuuu !!!

Simpleman Thelasthero

non pasaran

Timukan Karaca

Tesekkurler Feyyaz , Bizleri o buyulu diyarlara goturdugun icin .

Yaşamak ve yaşadığını sanmak! Sanırım sen bu aradaki farkı biliyorsun. Çok yaşa sevgili Feyyaz.

Özdaş Eroğlu

gözlerim dolu dolu okudum feyyaz.
ve sonunda fotoğrafıyla birlikte bu şiir (bu söz) bir damla oldu sağ gözümden akan;
“ilerde sosyalist olacak bir bebegin agzindan simdi dusen bir emziktim ben, uflemeden beni cebinize koydunuz?”

Ah Feyyaz,Feyyaz… ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok teşekkürler sevgili dostum.Seni çok seviyorum(z).

Ayse Yildiz

http://www.youtube.com/watch?v=_uCC-venMtU&feature=related

eee o zaman bunu da izleyin ve dinleyin :))

www.ozlemduramazdede@mynet.com

ben çok etkilendimmm.okurken yaşamış gibiyim :)çok duyarlısın .ama bunlar çok güzel.yazacak 1 şey gelmiyoooo yaaa.süper bişeyyy .SENİ ÇOK SEVİYORUM İLK GÖZ AĞRIM:)))

www.ozlemduramazdede@mynet.com

DİNLEDİM VE YİNE DİNLEDİM :)HÜZÜNLÜ AMA :(THANKS THE LİFE :)))

yüreğine sağlık Feyyaz kardeşim

G.Funda ULUTÜRK

Öteki sesler önemli olsaydı şimdi düşen emziğe
Mavi Adam olur muydu? söyle…
Bırak küçük bahcelerinde öteki kalsınlar ötekiler…

V.Jara’nın gitarda onlarca ıslığız artık…
” VENCEREMOS ”

Teşşekkürler Mavi Adam…

Yüreğinin gçtürdüğü yerde yüreğin kadar temiz insanlarla karşılaşmış olman elbette şans değil olsa olsa bir lütuf senin için yeni yayınlarını merakla bekliyoruz :))

sevgi dili ile dünyayı dolaşan dostum feyyaz alacam.com…

sana ne kadar minnettar olduğumu bilemezsin bu yazıları bizimle paylaştığın için.sevgi dilinin bize anlattığı tüm durumları anlatmakla kalmamış bize de sevgi dilini aşıladın bu sayede…

gracia feyyaz alacam…

Bu kalın kafalı insanların arasında yaşamak harbiden zor.Onlara bir düşünceyi anlatmak o kadar zor ki..At gözlüklerini bir an olsun çıkarmıyorlar.
“Yok gitarimin akoru yok, aman telim kopacak, aman tirnaklarim cok uzun? ” Hep bir bahane yaşamın güzelligini göremiyorlar kendilerine ördükleri duvarlar yüzünden.

bir parçam orada seninle geziyor gibi and dağları boyunca..sevgi yüreğine güç olmaya devam etsin,yollarda kalman umuduyla…çünkü hayat o yollarda

İyi ki varsın…
Yaşamı yaşamayı
Hiç bırakma
sevgili dostum…

Tuğba Laçiner

– ee ne olmuş sanki, dünyanın öbür ucunda ölmüş bir adama ait eski bir gitar içinde bir kağıtta ismin yazıyorsa… ne geçiyor ki eline
– ahh! elime geçseydi geçici olurdu zaten. ruhuma neler geçti bir bilsen… ah ruhumdan neler geçti onu görünce…
teşekkürler feyyaz

Delice Zeytin

-I-

mavinin sinesine vurmuş martıları izlerken
deniz tutar mı! lodosun (g)özlerindeki leylâyı

bulut dibi parmak uçları nemliyken
ararmı! teşne hayatında seğiren özlemin (a)yazını

dövmeli gemilerin sessiz kayboluşlarına (b)akarken
(ç)ağlarmı ufuğunda?ki sardunya beyazı

(y)akıyor göğüs uçları al yazmalı
kemiksiz temmuzun düşünü emzirirken

yazıyor yeni bir oktavla esrar içmiş sokakları
gri bir notayı üflerken

üşüyor lâmelif kıyıları /yaralı/
etinde alaca bir sabah palazlanırken

-II-

tahta atları seviyor kanaviçe düğümlü siyah saçları
dudağındaki katrelere yeni bir imlâyla koşarken

başladı bâdelerin de eylülün doğum hazırlığı
akislerin de remile /kum falı/ bakarken

bütün yakamozlara kendini ezberletirken
kanıyor dişlerinde düğme küpeli günahları

güneş ıssız perçemini (d)ağlarına çizerken
sürgün oluyor yüzüne güzelliğin bütün demli nazı…

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.