15 gunluk Peru vizem cebimde.Aslinda 30 gunluk de alabilirdim ama, belgeye 15 gun yazmak geldi icimden.Sadece Machu Picchu icin gidiyorum Peru’ya.Machu Picchu, INKA donemine ait bir sehir.Sadece bunu soyleyemem tabi Machu Picchu  icin.

İnka’lı bir hükümdar olan Pachacutec Yupanqui  tarafından 1450 yılları civarında inşa ettirilmiş. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları işgal ederken sık dağlar arasında sakli kalmış bu şehir ve istilacılar tarafından fark edilmemiş.Machu Picchu 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirne bağlı olan taş yapıdan oluşan, insan zekasini zorluyan bir projelendirmeyle insaa edilmis.Şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumda. INKA’lar Astrolojide ve matamatikte dahilermis.

Nihayetinde vardim Cusco’ya.Peru’nun gercek baskenti INKA’lar tarafindan Cusco olarak belirlenmis fakat ispanyol istilacilar ulkenin baskentini Lima yapmislar.

Cusco mercadosundan bir goruntu.Kurgaba, ahtapot, denizati ne ararsaniz var bu marcedoda.Bir de Kertenkele kizartmasi var ki…

Hemen San Pedro tren istasyonuna gittim.Machu Picchu ya gitmenin bircok yolu var.Profesyonel bir destekle 5-8 gun arasinda kamplar yaparak  ya da Tren + minik otobus ile gidebiliyorsun. Hemen sordum sorusturdum en ucuz 100 dolara gidebiliyormussun.Bolivya’daki gasp olayindan sonra 100 dolar benim icin cok para.

Kara kara dusunmeye basladim, hosteller de cok pahali burada.Derken bir pazar yeri ilgimi cekti, kalabaliga karistim.Ellerim cebimde, sirtimda yukum avare avare dolasirken, insanlarin suratlarina dalip gittigim de oluyordu elbet.

Sonra bir hatun kisi karsimdan geldi, bana bir gulucuk atti  🙂 Ayni incelikte karsilik verdim.Inanilmaz bir guzellik doldu icime, vay be dedim hatun ne temiz guluyor.Benim bir kuralim vardir, gulumsemeyen insanla ayni masaya oturmam.E tabi gulumseyen insanla da bir seyler paylasmak isterim.Ayni pazar yerinde, donuste karsilastik bu sefer.

Derken tanistik.Meyve suyu ismarladim.Tamam butcemiz sakata bindi ama erkeklik de olmedi yahu 🙂 Giorgia Sosyal bir projede calisiyormus burda, halk ekonomisi ustune yerli insanlarlaymis surekli.

Yolda yuruyoruz arkadas, hatun cocuklarin saclarina dokunuyor, surekli dilinde yarim bir sarki.Vay anasini diyip afalladim bir sure.

Dedi ki ; burada Machu Picchu dan daha guzel yerler de var, ayrica cok turistlik degil.Sehrin altini ustune getirdik.Agaclari gosterdim ilk gun, ‘e hadi o zaman’ dedi, tirmandik bir tepeye.Manzara bizi buyuledi.Kamp mi yapsak dedim, tamam dedi 🙂 derken kendimi Cusco’nun bir tepesinde, Italyan bir hatunla kamp yaparken buldum.

Bizden baska ne kamp yapan var, ne gelen gecen.Sehir , gece, bir bayram sekeri kabugu gibi gorundu bana.Aklima Seker Bayramlarinin aksamlari geldi.Sokaklar, seker kabuklari ile renklenir bilirsiniz.Sorumlusu guzel gecen bir cocukluktur.

Giorgia Italyan bir arkadasi ile kaliyormus burada.Evine davet etti haliyle.Tereddutsuz kabul ettim.Ilk aksam Roman usulu bir yemek yaptim arkadaslara.Hatuna ‘muzik acar misin’ dedigimde, calan sarki Omer Faruk Tekbilek olmaz mi? Heyt dedim, hatuna bir daha baktim gercek mi diye 🙂

Sabah 05.00 gibi, is icabi Maras’a gideceklermis.Tarihi bir INKA yapisi yakinindaki bir koyde, insanlara minik bir konusma yapicaklarmis.Biraz da sendika gibi bir sey.Gelir misin? dedi, illa ki dedim 🙂 Yahu yerlilerle vakit gecirme firsati bulmusum kacirir miyim.

Birkac arac degistirip herkese uzak bir koye ulastik.Nerdeyse tamami ispanyolca bilmiyor burdaki insanlarin.Keuca dili konusuyorlar.Kizilderili dili yani.

Arkadaslar ise koyuldular.Ben ise hatunlari unutup koyde dolanmaya basladim.Insanlar beni gorunce yollarini degistiriyorlar.Tamam azcik uzunum ama korkulacak kadar da yabanci durdugumu sanmiyorum.

Hic Bolivyali emekci ayagi gordunuz mu? Hic ayakkabiniz var diye utandiniz mi? Benim gene icimde bir seyler uyandi.Kalbim yavastan bir can  acisina dogru yol aldi.

Giorgia, ara ara isi gucu birakip cocuklarla bir oyuna girisiyordu 🙂

Giorgia’nin ev arkadasi Consuale’de beni fotograflamis 🙂 Bak bak doyamiyorum yahu bu topraklarin insanlarina.

Bu kadinin bir hayali var midir sizce? Hayalsiz bir yasam ne kadar ve ne icin surer?

Igrendigim bir atasozu var ‘Aglamayan bebege meme vermezler’, yahu… Bu sozu edenin suratina okkali bir kufur etmek istiyorum.Bu cumlenin tutulur bir tarafi yok.

Bu ne bicim anlayistir, hangi softa etmis bu sozu bilmiyorum ama, dusuncemi agritiyor bu soz.Canimin cekirdeginde bir kirilma basliyor duyunca, yavastan… Tabi mecazi bir laf bu, ama iki turlu de sacmaligin daniskasi. Eger agladigimda vereceklerse bana sevgiyi ya da memeyi, ustu kalsin… Hic gerek yok pazarlikli, oyunlu sevmelere.

Ellerim ki buyuyecekler… Kacacak delik arayin, sevgisiz buyukler 🙂 Bu ellerle yoguracagim sevgiyi 🙂 Tirnaginda ki kir olayim guzel cocuk.

Baska koylerde baska evlere de musafir olduk.Gunler yavas yavas gecti.Bir gun ben yemek yaptim, bir gun Giorgia… En cok irmik tatlisini sevdiler 🙂

Giorgia daima gulumsuyor 🙂 Bir suru arkadasi var Cusco’da.Sokak sanatcilari, kucuk meyhane tarzinda ev yemekleri yapan restorantlar… Sanirim daha iyi bir rehber bulamazdim 🙂 Yedigim dayagin ustune, tanri bana ufak bir kiyak gecti sanirim.

Assagida gordugunuz yer Maras.Inka yapisi.Buraya su biriktiriyorlarmis.Suranin dizaynina bakar misiniz? Hani tam merkezi var ya ;

Iste tam gobegine yayildim kaldim saatlerce… Aklimdan neler gecmedi ki… Bir doyum ani daha… Butun yasam vucudumda fink atiyordu sanki.Tanrimi bir kez daha optum.

Giorgia’nin evinde, isler biraz sarpa sardi 🙂 Hatun kesinlikle ayrilmami istemiyor.Ben ise her daim yolcuyum.Dedim ki, ”bir sabah gitmis olacagim, aynen geldigim gibi”.Giorgia, her sabah ise giderken ‘lutfen geldigimde burada ol’ diyip gozumun bebegine bebegine dokunduruyordu sevgisini.

Sonra ben kacamak cevaplar verince ‘ yuzume bak, mutluyum’ diyip, beni can evimden vuruyordu.Akilli hatun.Ben tabi eliyle, gozuyle, yuregiyle sevgiyi arayan mavi serce, ‘uzmek niye yahu ‘ deyip bir gece, bir gece daha kaldim yaninda.

Ertesi gun gidecegimi hissetmis hatun, bana sandvic hazirlamis, tabagida suslemis 🙂 bir de fotografini ilestirmis tabagin yanina, yanima oturup tabagi uzatti, baktim ki gozunden yas suzulmeye basladi… Kipirdayamadim. Sevmek zor zanaat degil, ki herkesin sevme hakki var.Giorgia tam da bu hakki  kullanniyordu iste.Ne dunumu ne yarinimi sordu, oyle durup durup gozlerime dalan, beklentisi bir tebessum olan hos bir kadin. Nefis cevaplar sundu bana… Ona minnettarim… Ama neden bilmiyorum, ben sevmek hakkimi kullanamadim.Sanirim Turkiye’de biraz fazla kullandim bu hakki… Bir erkek neden ayrilir boyle guzel bir yerden , neden boyle temiz bir sevgiyi terk eder insan? Hangi duygu daha kalabalik bundan? Hem erkek, hem yeniyetme bir sair, hem gezgin olmak ne zor ismis arkadas.Bir Cemal Sureya siiri ilistireyim de biyik altindan gulun biraz bana 🙂

12.
bahçelerden geç parklardan köprülerden geç git
aşklar da bakım istiyor öğrenemedim gitti
13.
seviş yolcu büyük sözler söyle ve hemen ayrıl
uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri” Cemal Sureya
Sandvici mideye indirdikten sonra dedim ki,
Bu mevsim belki cok erken, baska bahar gorusuruz… Ve ayrildim sirin evinden.Sen guzelsin, ama yol iyidir be Giorgia…

11 gun Giorgia’da konakladiktan sonra, artik Machu Picchu icin bir karar vermem lazimdi.Yuzlerce turist var burada, agizlarinda bir Machu Picchu ki sakiz olmus… Bir gece dustum sokaga, buraya gelmemin sebebine uzaktan bakmak uzdu beni…

Ama iyiki gidemedim Machu Picchu ya, gidememenin bana bu kadar cok sey ogretecegini bilmezdim.Insan hayal kurmali, ancak hirs, inat, ulasmak arzusu insani oldurebilir.Biraz ilisik olmak lazim, hayat her an yikilabilir basina insanin.Hem basari ‘varmak’ midir? Herkesin basarisi kendine.Niyetim hic ‘basarmak’ olmadi.Ben emir kuluyum, patronum, iyimser, KALBIM.O ne derse o olur… Icimden gelmedi Machu Picchu turizmi…

Uc puro satin aldim (ucunun de zamani gelecek, bir tanesi Cusco icin) , bir de kalitesiz sarap.Sarap her zaman, fakat dumanli icatlarla hic isim yoktur bilirsiniz.Oturdum Cusco’da Inka’larin yaptigi duvarin dibine… Kulagimda Hafiz Burhan, tas plak kaydi… ‘Busen ne alevdi, dile yuz bir yare acti’ Sanki cekip giden ben degildim…

Bir adam geldi yanima.Alkollu.Ben INKA’yim dedi, saclarini gosterdi.Ciddi ciddi inka asilli adam.INKA duvarinin  bir kismi hala saglam duruyor, bir kismini Ispanyol istilacilar yikmislar, ustune kendi tarzlarinda cok komik bir duvar ormusler.

Bizim alkollu Inka, atalarini katleden ispanyollara kufur etmeye basladi.Ben durur muyum, yari Turkce, yari ispanyolca, birazcik da alkollu INKAyi taklit ederek , kizilderili dilinde. E hep ben mi ogretecegim 🙂 . Sonra dedim ki bir sarki soyle bana Keuca dilinde.Hemen dansla birlikte sarkiya basladi. usta.Ben de onunla dans ettim 🙂 Bir doyum ani daha yasadim.

Machu Picchu’yu goremedim ama, bir yerli ile Kizilderili dansi yapip sarkisini dinledim, hemde pazarliksiz.Sadece ceyrek sise Saraba mal oldu bana 🙂 Bunun mutlulugu ile hostelime dondum, ertesi gun Bolivyaya gececegim.

Evet, guzel bir ay ile sarmas dolas geciriyorum son gecemi Cusco’da… Ve gunes tekrar dogacak, hem oyle bir dogacek ki.Bana ve siz dostlarima isik olacak… Gunesinizi yitirmeyin.Cok sevgiler.

Bolum Vidyolari

http://www.youtube.com/watch?v=DTY0dwS9ufI (Giorgia’nin evi)

http://www.youtube.com/watch?v=JI9JmSq1m20 (Giorgia Cemal Sureya siiri okuyor 🙂

http://www.youtube.com/watch?v=BCg3xkZqeck (Cusco Meydanindan bir festival)

 

14 comments

Berkcan Şimşek

Dostum yazılarını bekliyorum “acaba bugün yayınlamış mıdır?” diye… Etkileyici anlatımın ve güzel yaşanmışlıklarınla bizleride bir bakıma mutluluk ve yeni insanlar tanıma isteği konusunda tatmin ediyorsun. Yeni bölümü merakla bekliyorum, umarım sıkıntısız ve güzel günler ile tanışırsın.

İzmir’den SEVGİLER… 🙂

Mustafa Özkara

Dostum her satırınla yeni hikayelerle, yeni insanlarla tanışıyoruz. Giorgia’nın sıcaklığına hayran kaldım. Hasta la vista!

Feyyaz bulunduğun her yer anlam kazanıyor seninle.Teşekkürler sıcacık yazıların için.Bizleri de yanında götürdün oralara.Sevgiyle.

Bir şarkı da şiir okur gibi sözlerin dökülmüş fotoğraflarına,

Feyyaz’cigim.
Ben daglarin arasinda yalniz yasayan yasli mi yasli bir kadinin bakislarini daha hala yuregimde hissediyorum. Ve hatta her aklima geldiginde acaba’larin arkasi gelmiyor. Bir de kamyon lastiginden yapilmis ayakkabi benzetmesi cariklariyla gulebilen insanlarin ayaklarindaki sogukluk daha hala icime isliyor.
Guzel cocuk, devam….
Sagolasin….

Simpleman Thelasthero

Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta başka türlü geçilen
Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta biraz gecikilen
Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
Gözlerim
Aşkın kuzey yıldızıdır bu
Yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
İlerlerim
Zamanla anlarsın bu bir yanılsama
Ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta

Murathan Mungan’dan

Cara Giorgia!

Permettimi di complimentarmi con te. Intanto mi presento. Sono Elena, per meta’ turca e per l’altra meta’ di origini italiane risalenti a parecchio tempo fa 🙂

Conosco Feyyaz dalle gite in bici e sopratutto dalle varie amicizie in comune.

Ti scrivo queste due righe perche’ lui mi ha parlato tanto di te, e leggendo quanto ha scritto qua sopra e vedendo le foto l’ho capito meglio.

Penso che tu sia una persona preziosa, piena di vita e novita’ e mi ha fatto molto piacere che Feyyaz ti abbia incontrata.. Sei stata un’ottima guida e lo dico con sincerita’, perche’ questo e’ quello che si manifesta come ti ho detto nelle foto, negli scritti e da quanto mi ha raccontato.

Ti saluto, dunque, con tanto affetto e spero che vi incontrerete di nuovo presto.

Non sono brava con le poesie, altrimenti avrei fatto un finale alla Fernando 🙂

Mi limito con un abbraccio,

Elena

”Igrendigim bir atasozu var ?Aglamayan bebege meme vermezler?, yahu? Bu sozu edenin suratina okkali bir kufur etmek istiyorum.Bu cumlenin tutulur bir tarafi yok.

Bu ne bicim anlayistir, hangi softa etmis bu sozu bilmiyorum ama, dusuncemi agritiyor bu soz.Canimin cekirdeginde bir kirilma basliyor duyunca, yavastan? Tabi mecazi bir laf bu, ama iki turlu de sacmaligin daniskasi. Eger agladigimda vereceklerse bana sevgiyi ya da memeyi, ustu kalsin? Hic gerek yok pazarlikli, oyunlu sevmelere.”
Dünyada yaşamın düzeni bu gibi görünüyor,ağladığın için meme verecekler,meme verdikleri için seveceksin onları,ağlamazsan meme yok,vermezlerse sevgi yok…Çift yönlü bir gerektirme gibi dayatılan,bir nevi çıkar ilişkisi; maddi manevi dengelenmeye çalışılan.İnsan oldukça karmaşık bir canlı ve yazın da yaptığın tespit çok önceden beri benim yaşamımı dolduran bir gerçek insanın yalnızlığı…pazarlıksız ve oyunsuz sevmeler:epey güç bir iş :)hani diyor ya şair:
”gidelim…
dönemeyeceğimiz bir yer beğen sevgilim
başka türlüsü güç…”
aile,arkadaşlar,dostlar,sevgili(ler) kim olursa olsun etrafında olabildiğine yalnızsın yine,insanın varoluşunun farkındalığının acı gerçeklerinden biri de bu sanırım.yalnızlığımızda kalabalıklaşmaya gözümüzü her sabah açısımız…
Beklentisiz olsun sevmeler deriz ya hep:oysa hiçbir zaman beklentisiz değildir sevmeler.sevmek başlı başına bir beklentidir zaten 🙂 hoş beklentisiz gibi görünen sevmeelerde yeterli değil demek ki o yüzden kalamayışın 11 günden daha fazla.gitmek durmak istemeyişinde insanın,durmak ise hep gitmeye özlemli kılacak bir durum insanı:paradoksal yani bütün işler gibi 🙂
ve işte o mucizevi sözcük burada yaşam buluyor bel ki :’DİAELEKTİK’
Aradıkça bulacaksın ve buldukça aramaklı olacaksın 🙂
Talihsizliğine gelince,gerçekten üzücü ama giderken herşeyi göze almıştın sen…hatırlarsan gitmeden önce görüştüğümüzde hayatta kalırsan döndüğünde tekrar görüşmek üzere demiştim.Sen de:” geri döneceğim” demiştin.Bu cümleye inanıyorum sanırım 🙂
‘varoluşun'(felsefi anlamıyla kullanıyorum) beni mutlu ediyor
döndüğünde görüşmek dileğiyle 🙂 güzel kalasın
Sevgimle…

Bilirim o duyguyu
Ne arıyorsun ki?
işte karşında duruyor!
git onla yaşa hayatını
dünyayı onla gez onla paylaş.
Olmuyor işte seyyahlık ruhuna işlediyse olmuyor….

Ah be feyyazım ne güzel yazmışın aldın götürdün beni oralara.. Ellerine sağlık..

aydın şahin

Sevgili Dostum
harika yazı…
yanındaydım oralardaydım, anılarım oldu…
tabiki senin baktığın pencereden; en özgür en cesaretli ve sonsuz…
iyi ki varsın çocuk.

“Ağlamayan bebeğem emzik yok” sözünü çok eskiden çok yakın bir dostum! söylemişti.Ben ondan koşulsuz sevgi,anlayış ve destek beklerken bana bu lafı edip uzaklaşmıştı yanımdan.O an ona o kadar öfkelenmiştim ki bir daha ne yüzünü gördüm ne sesini duydum.

O yüzden bende nefret ederim o sözden:)

dokunduğum en sıcak agustos akşamısın
ellermde sevdanın yanık kokusu..
gezindigim avare bir deniz kıyısı
en güzel mehtap sensin denize dost……

tekrardan merhaba feyyaz abi . yazılarını okuyorum, resimlerine bakıyorum doyamıyorum . diyorum du hadi kalk çağrı sende git olmuyor neden diyorum cevabını bulamıyorum… peki neden ? :/ düşünüyorum ya bu adam nasıl başladı bu yolculuğa çıkış noktası ne nasıl bi cesaret var nasıl bi tutku var … sen usta ol ben çırak çıkalım mı beraber başka yollara ???

Siteniz çok güzel olmuş emeğinize sağlık. Biz de sizi blogumuza bekleriz 😉

http://www.kazancinolsun.blogspot.com

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.