Ben biterim, Karadeniz bitmez 🙂 Kastamonu ve Bartın’la devam ediyorum…

Kastamonu

Abana’ya doğru dönüyor lastiklerim, hayallerim…

Ardından İnebolu…

Şimdi, uzun yolda ne rezillikler çekiliyor görün bakalım.Ve çekilen rezillikler nasıl tatlar bırakıyor insanın düşünde…

Gözünüzü açtıgınızda ilk manzara 🙂  Gece parmaklarımı kemirenin kim olduğu çıktı ortaya…

İnebolu’da 1 adet petrol var 🙂 ve küçücük bir alana sahip, bende bu yöntemi buluyorum.Köpekler de konseptimin bir parçası…

Şehirler arası yol hemen yakınımda görüyorsunuz.Akşam bayağı bi gürültü vardı.Gördüğünüz köprünün altından atıksu geçiyor.Kamyonun yag ve benzin kokusu ve köpecikler.Kendimi hiç bu kadar pis hissetmemiştim.Ama inanılmaz mutluydum, rezillik güzeldir çoğu zaman…

Bu 2 abiyle Ayancık’ta tanışmıştık.Bol sohbet ettik.Sohbet bitmemişti ama zaman bitmişti.Tesadüf sabah İnebolu’da karsılastık.Onlarda yolcuuklara gönül varmiş kendi hallerinde arbalarıyla geziyorlar zaman zaman.

Ölümcül kene salgını, tam yolumun üstünde… Korkutucu.

Biraz ürperdikten sonra, harika bir kahvede, harika bir kahvaltı yapıyorum.Karadeniz ekmegi, meyve suyu, çay ve peynir…  İnanılmaz mutlu oluyorum bu fotoğrafı görünce.

Yollar benimdir.Bende onların… Bir bakın şu fotoğrafa, kim istemez bu asfalt ile tek vucut olmayı…

Karadeniz kadını iş başında… Her zamanki gibi.

Karadeniz’ e yağmur böyle yağar.

Ve bendeniz, kimilerinin deyimiyle özgür çocuk ıslanmaktan mutluluk duyuyorum hele Karadeniz yağmurlarıyla.Suratım aksini söylesede…

Şuranın güzelliğine bakın.

İşte Batı Karadeniz aynen budur.Biri sizden batı karadenizi tarif etmenizi isterse bu fotoğrafı gösterin.

Mavi Bulut da manzaraya dalmış 🙂

Nedir o yolda ki ?

Arkadaşım Eşşekmiş.Bu Karadeniz’de bi gariplik var, herşey aşırı yüklü 🙂

Evet, turda karşılaştıgım tek problem…

Öyle bir zamanda denk geliyor ki… Hava kararmak üzere, henüz bir köy görünmüyor, yağmur alabildiğine yağıyor… Ve ben Mutluluktan delirmek üzereyim.Varlığımdan o kadar mutluyum ki 🙂

Filmlerde ki gibi değil mi? Ürkütücü…

O gün zar zor bir inşaat şantiyesine sığınıyorum.Hep birlikte mercimek çorbası içiyoruz.İlaç gibi geliyor çorba, miss…  Yatıcagım yeri gösteriyorlar.Bende elime biber gazını alıp yatıyorum.İnsanlara güvenmek lazım ama bir yere kadar.Sonuçta organ mafyası diye bişey var ve ben gayet saglıklı bir insanım 🙂 tetbirli olmak lazım…

Sabah ki manzaram… Ya yok böyle birşey… Kelimeler yetmez hissettiklerimi paylaşmak için.

Bol rampalı, datlı mı datlı yollarda hayat bulmaya devam ediyor özgürlüğüm.

Burası Sakallı diye bir yer.İnanamıyorum.Kendimi yağmur ormanlarında gibi hissediyorum.Her an içinden bir kızılderili çıkacak ve beni ava götürecekmiş gibi geliyor.

İşte Kızılderili de geldi 🙂

Avlanmaya hazırım şef…

Yola devam ediyorum ve bir yangın…Tam 177 yi aramayı düşünürken yoldan gecen genclere soruyorum bu duman nedir diye.Çöp yakıyorlar deyince tüm huzurum kaçıyor.Bir insan olarak utanıyorum kendimden.Mahcup oluyorum dogaya karsı…

Çok dar ve bol trafikli bi yoldan geçip, Cide manzarasına bakarken buluyorum kendimi.

Sizce de ilginç değil mi?

Şu atmanzarasını Türkiyenin çok az yerinde görebilirsiniz…

Ve dünyanın farklı yerlerinden çıkıp gelmiş, yollara düşmüş 2 çift ile karşılaşıyorum.Sanki hemşerimizi görmüş gübü seviniyoruz karşılıklı…

Çat pat ingilizce ile anlaşıyoruz, ben anında haritamı kağıt ve kalemimi çıkartıyorum, waaav diyorlar harika bi konsept kurmuşsun ” gururlanıyorum biraz.Daha sonra onlar turlarından bahsediyorlar.Bir Amerikalı çift (benim yanımdakiler) bir de ispanyol çift, internette tanışmışlar. Beni ve yükümü görünce cok sasırıyorlar… bir Türk oldugumu söyleyince yarı ingilizcemle… şoka ugruyorlar.Sinop’dan Kapadokya’ya iniceklermiş bana rampa varmı diye soruyorlar Sinop’a kadar… bende onları korkutmamak için 1-2 tane diyorum ve uzaklaşıyorum…

Bartın

Bartın’la devam ediyorum dostlar…

Bir petrol ofisinin terasına cadır kuruyorum Kurucaşile denilen yerleşim biriminde.Bu da oradan küçük bir huzur karesi…
Terasa bisiklet çıkaran ve yanında çadır kuran yalnızca benimdir herhalde…

Keyfime diyeceği olan varsa çıksın ortaya…

Sabah yola düşüyorum.Bu sefer bir italyan ile karşılaşıyorum, adı Marucca… yarı italyanca yarı ingilizce konuşuuyor ben yarı ingilizce yarı türkce anlaşıyoruz.Ermenistana gecicekmiş… by diyip ayrılıyoruz…

Yoldan…

Enteresan bir çeşme, hoş…

En sevdiğim tabela, Rampa Var !! Bisikleti Eline Al… 🙂

Aşağıda adına şarkılar yazılan Amasra’yı görüyorsunuz.

Bartın merkeze gelmişim… Ne çabuk geçiyor günler… Dolu ama hızlı geliyor insana.

Çok tatlı bir il Bartın…

Bartın’ ın güzel evlerinden son kare 🙂 sevdim 🙂

2 comments

bir gün hayalim bende düşecegim yoolara

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>