Martin Eden / Jack London

Şimdiye kadar okuduğum en lezzetli kitaplardandır. Lezzetli olmakla da kalmaz, insanın temel özgürlük anlayışına, ‘itaat’ in sorgulanmasına, insanın ne kadar yetenekli bir varlık oluşuna dikkat çeken, kapitalist düzenin ve medeniyetin yeniden şekillendirdiği ‘bok çukuru’na sövgüler yağdıran bir denizcidir Martin… Kitaptaki ‘Martin’ karakteri, Jack London’ın ta kendisidir. Martin Eden’i okuyan eleştirmenlerin ve çoğu ‘medeniyet çocuğu’nun ağzında bir laf vardır ‘Martin Eden Bireycilik felsefesini yansıtır’. Yahu arkadaş, siz evlerinden dışarıya adımını atamayan oturucu ve ölmeyi bekleyen güzel eleştirmenler, sizin -izm- lerinizden, belli başlı felsefe bilginizden daha büyük bir şeydir Martin Eden… Onun kocaman bilekleri var… Ona bari kılıflar yakıştırmayın… Her insan içinde evren barındırır. O Bireyci değil, Martin’dir. Kitaptan bir cümle ekleyeyim ;

” Artık hiçbir şeye sürmem elimi. İsterlerse üzerime ateş açsınlar. O zaman her şeyi bırakıp giderim. Bir tek iş bile yapmam artık, hayır ! Ben artık yük vagonlarına binip, ağaçların gölgesinde uzanacağım. Çalışın, köleler! İşte böyle. Çalışın ve terleyin! Çalışın veeee terleyin! Öldüğünüzde siz de benim gibi çürüyeceksiniz. Öyleyse nasıl yaşadığınızın ne önemi kalıyor? Jack London