Ezgi ve Soluk;

Öncelikle Suriye?deki politikayı (insan katlini) kınayarak, insanların bu kravatlılara asla güvenmemeleri gerektiğini düşünüyor ve insanlık adına her gün acıyor bir taraflarım?

Ezgisiz gününüz geçmesin diyerek başlıyorum ?insan hayatından? daha önemsiz olan bu yazı dizisine?

 

Ülke ülke adımlarken pek fark edememişim, ezgi ve ahenk arar dururmuş gözlerim, zihnim? Şimdi dur

up, adımladığım ülkeleri aklımdan geçirdiğimde, ?önce? evrene müzik sunulan sahneleri anımsıyorum, ardından dostça paylaşımlar ve yol hali, adımlamanın felsefesi geliyor aklıma?

İnsan ve müzik, soluk alan tek bir vücut çoğu zaman. Ve bu noktada, bu tek vücudu ifade eden en özel insanlardan, her şeyden önce ?müzik? olan bir canlı olduğuna inandığım Erkan Oğur?un, bir röportajını paylaşayım sizinle;

?? Benim müzikle olan ilişkim şu gördüğünüz saz gibi, üzerinde perdesi, telleri, burguları, eşiği yok? Sanki yarım yamalakmış gibi görünse de böyle bir manası var. Sessizdir, sesi çıkmaz? Sesi çıkan müziklerimiz ise yaşamak için, para kazanmak için, nefsimizle ilgili bazı problemleri dile getiren bir biçimde üretilmektedirler. Müziğin bir enerji biçimi olduğuna inanıyorum, bir lisan olduğuna inanıyorum, ölmekte olan bir lisan olduğunu düşünmekteyim. Giderek azalmakta ya da başka şekillere dönüşmekte olduğunu görmekteyim? ?Ben müzik yapamıyorum.? Bunları söyleyebilirim? ?? Erkan Oğur

Hemen her ezgisinde büyük bir bütünlük gördüğüm, hissettiğim, bu güzel adamın sözleri, ilk duyduğum andan bu yana, düşüncemde büyük bir yer etti.
Bu cümlenin sonundaki ezgi ona ait, ve o, bu ezgileri doğurmasına rağmen ?ben müzik yapamıyorum? diyor. Demek ki, bir başka nokta var?

Bir düşünür olarak Erkan Oğur da, Einstein gibi, ciğerimin köşesidir? Onlar düşünür, bana yol olur, ben giderim, görenler düşünür. Keyifli bir devinim bence 🙂

Çürütülmüş Müzik ve Birkaç Ülke;

 

Müzik ve düşünmek diyorsak, Konfüçyüs?u asla es geçemeyiz? Hele Konfüçyüs?un öyle bir sözü var ki! Benim gerçek yaşamda defalarca karşılaştığım bir durumu anlatır;

??Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün?? Konfüçyüs
Müziğinin çürütüldüğüne inandığım, adımladığım ülkeler ; Bolivya ve Azerbaycan?dır.

Bolivya?yı örnekleyeyim ; Bolivya enstrümantal açıdan çok zengin bir ülke? Çünkü kökleri İnka ve Keçua?lara dayanıyor. Yani Kızılderili kabilelerinin ?hala yaşamakta olduğu? bir ülke konumunda ki Bolivyalı arkadaşım Juan, şuan Bolivya sokaklarında, müziğine ve özgün, anlamlı takı kültürüne sahip çıkıyor.

Benim çektiğim bir vidyoyu ekliyorum; Juan bana kültüründen örnekler sunuyor

Bolivya?daki otobüslerde ve ?ruhu ve bedeni fakirleştirilmiş? halkın genelinin dinlediği müzikler, gerçekten çok canımı yakmıştı… Folk müziklerini kötü tekno-sesler ile mahfedip, çok yüksek bir ses ile dayatıyorlardı halka… Aslında halk tepkisizdi, belki de, tepkisizleştirilmişti… Bu durumun benzer örneklerini Türkiye’de de yaşamaktayız heppimizin bildigi üzere.

Bolivya?daki tek umudum, onurlu sokak müzisyenlerinin çokluğudur? Ayrıca, müzikalite bakımından kendilerince iyi müzik yapan müzisyenler de var Bolivya’da. Bu sebeple, umutsuz değilim aslında…

Şimdi gelelim, içimi ciddi anlamda içimi sancıtan bir başka ülke olan Azerbaycan?a; Azerbaycan’ın son halinden bahsedetmeye, onların son popüler şarkılarından bir vidyo ile başlayayım ;

(bu konunun devamını ve Anadolu?nun öncesi-sonrasını, dilim döndüğünce, affınıza sığınarak ikinci bölümde yazacağım dostlar, siz de yorumlarınızı yazının altına yapabilir, düşüncelerimizin daha doğru şekillenmesine katkı sağlayabilirsiniz, sevgi ve muhabbetle kalınız.)