İnsanlık büyük işler yaptı ! Kendince!  Avcı-toplayıcıydı, ve bir gün tarıma başladı! Ve işte iş o zaman çığırından çıktı. Hasatı ölçmek gerekti, biriktirmek gerekti, bedenini ne kadar çok çalıştırırsa o kadar ?gelir? birikecekti. Belki iyi niyetliydi önce. Hani ?yahu geçen yıla oranla, bu yıl biraz daha fazla çalışayım, önümüzdeki yıl rahat ederim ve hiç çalışmam gerekmez! ? diye düşündü. Hatta hiç çalışmayacağı o bir yılı, sanata, insanı anlamaya, salt sevgi arayışına harcayacaktı. Yani fasulye hasat etmekle değil, evreni anlamaya çalışmakla meşgul olacaktı?

Olmadı ağabeylerim ablalarım. İnsan ilk yıl hasatını yaptı, yetmedi. İkinci yıl hasatını yaptı, yetmedi, üçüncü yıl hem tarım ile hem çiftçilikle geçti, işler büyüdü. Para kazandı fakat, parayı gönlünün arzu ettiği gibi kullanacak bir olgu oluşturmadığı için; ??Yahu ben biraz daha yer satın alayım! İyice büyüteyim ?beden işçiliğini? ?? dedi.

İnsanlık tarihi ile ilgili birkaç kitaptan edindiğim bilgiler doğrultusunda, yukarıdaki durumu kurguladım. Dünya halkları üzerinde gözlemler yaparken, attığım her adımda, bugün bir şeylerin, geçmişten daha farklı olduğunu düşünmüyorum doğrusu. Daha çok fasulye üretip satmaya değil  de, daha çok bilgisayar üretip satmaya çalışıyor şirketler, daha çok ev temizlemeye çalışıyor bir hizmetçi, daha çok tanıtım fikri üretip satmaya çalışıyor reklam ajansları, daha çok müşteri bulmak için daha çok turluyor sabaha kadar taksi şoförleri. İnsanlık tarihinin en bilindik kelimesi ?Daha çok!??

İnsanlık, zamanı günlere böldüğü için, 7 tane günü var. Her günün adı farklı fakat, haftanın 6 günü yaptıkları iş aynı!

Pazartesi ? Üret
Salı- Üret
Çarşamba- Üret
         Perşembe- Üret
         Cuma- Üret
Cumartesi- Üret

Pazar ? Biraz dinlen ama, pazartesi ne üreteceğini düşünmeyi ihmal etme!!!

Bu sistemin adı belli ! Kapitalizm. Fakat, ya birey! Bireyin rahatlığa düşkünlüğü! Kolaycılığa karşı bir aşk beslemesi! Tepkisizliği!

Birey, ne gerçek ihtiyaçlarının farkında, ne düşünce gücünün ve yaratıcılığının farkında?

Bu Pazar sabahı, sokaklarda-caddelerde bir sessizlik, trafikte bir durgunluk. Demek ki insanlar, pencerelerinin dibinde oturmuş, yaşantılarını düşünüyorlar! Haftanın, satmadıkları tek günü olan, Pazar gününde, yanlışlıkla, farkına varmadan harcadıkları günleri düşünüyorlar?

Süt dökmüş kedi yavrusu gibi, dökülen sütlerini izliyorlar? Nazım Ustanın bir şiirinden bir bölüm, Genco Erkal sesi ile bitiriyorum bu anlatmı ;



No comments

You can be the first one to leave a comment.

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.