Bir şarkının, ikinci notası kadar beklenmedik fakat bir o kadar da sevecen bir hal ile başladı yol…

Mersin’den otobüsle Agrı – Doğubeyazıt ilçesine yol aldım önce.
Her yolculuk gibi, bu da, fena ritimlere neden oldu kalbimde, daha Mersin’deki sokagı döner dönmez,  bir ağrı uçtu gitti aklımdan..

Gaziantep – Malatya – Elazığ – Bingöl – Erzurum ve Agrı güzergahını izleyecek otobüsüm.

Sorunsuz ve inançlı bir şekilde bindim otobüsüme.Hava kararmaya durdu, benim aklım kuşlara takıldı.İşin içine kuşlar girince, kadınlar, oradan da Cemal Süreya ustanın bir dizesini hatırladım ( ki biraz da yoldaki kamyonların etkisi var bu hatırlamada 🙂 )

” …
Yazmak dostlara neye yarar
Elinde hançerden bir yelpaze
Uzakta genç ve lâcivert dağlar
Gözlerinin siyahı gitmiştir
Telgraf çiçekleri astımlı kamyonlar
… ” ( Cemal Süreya – Mardin )

Dostum Taşdelen ile birlikte yaptıgımız Muğla – İzmir – Van Turu’nun güzergahının bir kısmında bulundum, bu otobüs yolculuğunun sayesinde 🙂 Biraz da, telefonumdan kurtulacak olmamın sevinciyle, gece boyu, hangi ilden geçiyorsa otobüs, Taşdelen’i sms yagmuruna tuttum,  o yörenin türkülerini paylaşatım 🙂

Neyse, gel gelelim, Doğubeyazıt’a vardı otobüs.Fakat otogara bırakmadı beni.Nedenini anlamadım.Sanırım burada otogarlar biraz farklı, ya da yok 🙂
Otobüsten iner inmez, amcanın biri yanıma yaklaşıp ‘ sınıra gidiyorsun ? ‘ diye sordu, dolmuşları göstererek.Tabi benim eşyalarımın içinde nasıl bir yoldaş oldugunu bilmedigi için 🙂 gayet normal bu soru 🙂

İşte tüm eşyalarım 🙂

Ufak ufak topladım bisikletimi…
Bir de arkadaş edindim tabi 🙂 İsmi Tolga 🙂  Yorgun parmaklarıyla, güzel bir Doğubeyazıtlı 🙂

Biraz utangaç ama… Yine de iyi arkadaş olduk.Acayip yardım sever ve neredeyse hiç küfür duymadım dudaklarından.Hatta ben biraz küfürbaz kaldım onun yanında 🙂

Bu arada, Doğu Anadolu’nun insanları beni çok etkiliyor.İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bu kadar huzurlu olmuyorum.Hep bir paylaşmak var burada… Öyle diploma falan da sormuyorlar pek 🙂 ‘Nerden gelip nereye gidersin’ oluyor daha çok, o çıkarsız soruları.

Bu akşam ögrertmenevi müsafiriyim.Malum 21 saat yolculuktan sonra, biraz uykuya ihtiyacım var, ayrıca Mavi Bulut ile ilgili çözmem gereken epey durum var.Onları halledecegim.

Bu arada Mavi Bulut’dan bahsedeyim size ;
Kendisi, Mavi Bulut. İsmini bir kızılderili şefinden alıyor.
Yüreklidir ayrıca.

Gördüğünüz gibi, herhangi bir marka yok üstünde… Birkaç hafta önce, birkaç grafik tasarımcı dostumun da yardımı ile kapattım, piyasa kokan her şeyi…

Gayet memnunum markadan, açılarından falan ama, bu yolculuk Nazım Hikmet’e çıkacagından, istiyerek ya da istemeyerek, herhangi bir firmanın reklamını yapmamam gerektigine karar verdim.Malum, yüceltilmesi gereken tek ‘konu’ Nazım Hikmet olmalı benim için.

Bakın, Mavi Bulut’un güzel renginde, başka hangi sözler ve adamlar var ;

__________________________________________________________

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

_________________________________________________________

 

 

 

 

 

 

Şimdilik sizden tek ricam, Nazım Hikmet’in yazdığı, Otobiyografi adlı şiiri  okumanız.Hemen iliştiriyorum buraya.Usta, kendi yaşantısını öyle güzel anlatmış ki, sayfalarca kitap okumaktan çekinen dostlarım için, sadece bu şiiri okumaları kafi 🙂 Diğer yazılarda bahsedeceğim Nazım Hikmet notlarına hazırlık olsun diyerekten biraz da 🙂

” Otobiyografi

1902’de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova’da komünist Üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim

kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ’dan Havana’ya

Lenin’i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924’de
961’de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim

951’de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52’de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo’ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın

içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21’den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu

yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye’mde Türkçemle yasak

kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir. ”  Nazım Hikmet Ran
🙂

Durumlar böyle dostlar…
Yarın sabah, bu güzel yerden, başka bir güzel yere pedallamaya başlayacağım.
Yol sizinle olsun.
Doğubeyazıt’tan sevgiler.

16 comments

Recep Alçamlı

Harikulade. Takipteyiz 🙂

Hadi bakalım kardeşim, yol başladı… Sonuna kadar da başarı ile ulaşırsın dilerim.
Gittiğin her coğrafyaya, kültüre, ülkeye benden de selam götürmeyi unutma…

Otobüs yolculuğu için ise ayrıca teşekkürler, çok güzeldi kardeşim. Her mesajında yüzümde gülümseme eksik olmadı. 😉

Yol boyunca bizi habersiz bırakma, yolun izin açık olsun…

Yolun açık olsun Feyyaz’ım. Yazını okurken nasıl heyecanlandım bilemessin..Yada bilirsin 🙂 , Habersiz bırakma bizleri.. Arasıra arkana bak , seni takip eden bir çok dostunu göreceksin…

🙂 Yağmurun komünistliği seninle olsun…mavi bir yelken açmışken hayata,uçmak istemektesin kuşlarca özgür,alabildiğine…
bir ilkbahar ezgisi olarak hatırlanmak belki 😉
Gökyüzüne ve Nazım Ustaya sevgiyle…

Yolu seninle izliyorum ve yolun açık olsun….Anlatımlarını bekliyorum:)

Selam götür bizden sevgiyle.Habersiz bırakma gönlümüz sendedir,sendendir bilirsin…

sevgili feyyaz yolun açık olsun… bir de… tüm güzellikler yoluna dizilsin…daha ne diyeyim ben sana…

Sağlığın tam, yolun açık , şansın bol , cebin bol paralı olsun bu yolculuğunda…

Yolun açık, gönlün keyifli olsun,
Mavi Bulut’un her parçası tıkır tıkır çalışırken,
gözlerin bize güzel hatıralar toplasın,
yolda bulursan biraz mutluluk ve umut hediyemiz bu dur….

Cengiz Bayram

Büyük bir hevesle ve gururla okudum yolun açık pedalın sağlam olsun dostum Nazım ustaya selam götür bizden. Takipdeyiz.

Serkan Önhan

Yolun açık, rüzgarın bol olsun Feyyazım.
(arkadan esen cinsten:)

Simpleman Thelasthero

Kuş yine uçuyor. Kuşa gökyüzü ve uçmak yakışır. Kuş uçtuğu zaman özgürlüğe ulaşır.

Emrah GÜLLÜ

Takipçiniz…Gönlümüzdeki rotayı yaptın.inş.döndüğünde dinleriz maceralarını…bahtın ve yolun açık olsun…Sevgilerle…

mustafa kaya

sevgili feyyaz içten selamlar birçok insanın yanlamasına yaşadığı bu ülkede diklemesiye yaşamayı zorlayan bir insanın arkadaşı olmaktan mutluluk duyuyorum süslü laflar etmeyeceğim sadece yüreğine ve emeğine sağlık umarım bir gün yine bir araya geliriz selamlar alabildiğince

Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>